

<rss version="2.0">
    <channel>
        <title>İlmi Etüdler Derneği - Etkinlikler</title>
        <link>http://www.ilmietudler.org</link>
        <description>ilmi etüdler derneği, etkinlikler</description>
        
                <item>
                    <title>Batı’nın Doğu’su: İslam Algısı ve Nefret Söylemleri</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl00_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_afis_fs_batini_dogusu_afis_50x70.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_afis_fs_batini_dogusu_afis_50x70.jpg" alt="Batı’nın Doğu’su: İslam Algısı ve Nefret Söylemleri" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 29.09.2011 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi<br /><br />
                            <p>&nbsp;<b style="line-height: 18px; text-align: justify; ">İlmi Et&uuml;dler Derneği&rsquo;nin</b> &ldquo;Batı&rsquo;nın Doğu&rsquo;su: İslam Algısı ve Nefret S&ouml;ylemleri&rdquo; başlıklı <b style="line-height: 18px; text-align: justify; ">2011-2012 A&ccedil;ılış Konferansı</b>nı İstanbul Şehir &Uuml;niversitesi &ouml;ğretim &uuml;yesi<b style="line-height: 18px; text-align: justify; "> Dr.</b> <b style="line-height: 18px; text-align: justify; ">İrvin Cemil Schick </b>verdi. Konferans <b style="line-height: 18px; text-align: justify; ">29 Ekim 2011 Cumartesi </b>g&uuml;n&uuml; saat <b style="line-height: 18px; text-align: justify; ">18.30</b>&rsquo;da <b style="line-height: 18px; text-align: justify; ">Altunizade</b> <b style="line-height: 18px; text-align: justify; ">K&uuml;lt&uuml;r ve Sanat Merkezinde </b>ger&ccedil;ekleştirildi.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">İrvin Cemil Schick konferansta, 11 Eyl&uuml;l saldırısının ardından İslam &acirc;leminin &ldquo;islamofobi&rdquo; şeklinde isimlendirilen olguyla y&uuml;zleşmesini ele aldı. Medyada, siyaset meydanında, kitle k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde İslam karşıtlığının en bayağı &ouml;rneklerinin &uuml;zerinde duran Schick, İslamofobinin k&ouml;klerinin aslında Orta&ccedil;ağ&rsquo;a kadar uzanan eski ve mufassal bir s&ouml;ylem olduğunu ifade etti. İslam&rsquo;ın ortaya &ccedil;ıkışını doğrudan doğruya Hıristiyanlığa karşı bir başkaldırı olarak yorumlayan kimi Avrupalıların, &ccedil;ağlar boyunca &ccedil;eşitli bi&ccedil;imlerde polemikler &uuml;rettiğini ve İran devriminden sonra bu durumun alevlenerek Soğuk Savaş&rsquo;ın bitimini m&uuml;teakip Batı&rsquo;nın yeni bir d&uuml;şman arayışına karşılık geldiğini ileri s&uuml;rd&uuml;. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z batı d&uuml;nyasında yalnız aşırı sağın değil, merkez sağın da faydalı bulup kullanmaktan geri kalmadığı bu s&ouml;yleme karşı M&uuml;sl&uuml;manların &ccedil;oğunun &uuml;rettiği ve kullandığı arg&uuml;manları, karşı &ccedil;ıkış bi&ccedil;imlerini ele alan Schick, İslamofobiye İslam dininin aslında s&ouml;ylendiği gibi olmadığını, &ouml;rneğin bir şiddet değil barış dini olduğunu, tarih boyunca Gayrı M&uuml;slimlere hoşg&ouml;r&uuml;l&uuml; davranıldığını anlatarak karşı &ccedil;ıkmanın işlevsizliğini vurguladı. Gerek&ccedil;e olarak da İslamofobiyle &ldquo;ger&ccedil;ekleri&rdquo; sıralayarak savaşmanın m&uuml;mk&uuml;n olmadığını, &ccedil;&uuml;nk&uuml; İslamofobinin bir nefret s&ouml;ylemi ve nefret s&ouml;ylemlerinin de olgusal ger&ccedil;eklerle zaten herhangi bir işinin olmadığını vurguladı. M&uuml;sl&uuml;manların asıl yapması gerekenin, nefret s&ouml;ylemlerinin hakikatini nefret edenlerin y&uuml;z&uuml;ne vurmaları olduğunu altını &ccedil;izdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">Schick İslamofobinin Orta&ccedil;ağ&rsquo;a uzanan kaynakları arasında Hıristiyanlık akidesinin de yer aldığını belirtti. Hıristiyanlıkta İsa Mesih&rsquo;in hem tanrının oğlu, hem de tanrının kendisinin ete kemiğe b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş hali olması inancının, İslam ile uyuşmadığı bellidir. Hıristiyanlara g&ouml;re İsa Mesih&rsquo;ten sonra herhangi birinin tanrının el&ccedil;isi olarak gelmesi s&ouml;z konusu olamaz, farklı bir inan&ccedil; yaymaya &ccedil;alışan biri ancak zındık olabilir. Hıristiyanlık akidesinde k&ouml;klerini bulan İslam karşıtı yaklaşım, kendisini geriye doğru atıflarla modern d&ouml;nemde de var etmeye devam etmiştir. Schick, 12 Eyl&uuml;l 2006 tarihinde Papa 16. Benedictus&rsquo;un bir konuşmasını buna delil olarak sunar. 16. Benedictus, Bizans imparatoru II. Manuel Paleoloğos&rsquo;un 1391&rsquo;de vukubulduğu iddia edilen bir m&uuml;nazarasına atıf yapmıştı. Rivayete g&ouml;re bu tartışma, Bizans h&uuml;k&uuml;mdarıyla bir İranlı arasında ge&ccedil;miş, Paleoloğos ş&ouml;yle demişti: &ldquo;Bana Muhammed&rsquo;in getirdiği yenilikleri g&ouml;ster, orada yalnız k&ouml;t&uuml;l&uuml;k ve insanlık dışılık bulacaksın, va&rsquo;z ettiği inancı kılı&ccedil; zoruyla yayma emri gibi.&rdquo; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">Hıristiyan akidesi merkezli konuşan polemik&ccedil;ilerin birincil gayesinin, İsl&acirc;m&rsquo;ın b&acirc;tıl olduğunu, asıl doğru yolun Hıristiyanlık olduğunu ispat etmek olduğunu ifade eden Schick, bunun i&ccedil;in &lsquo;&rsquo;İsl&acirc;m&rsquo;ın temeli olan Kur&rsquo;&acirc;n-ı Ker&icirc;m ve İsl&acirc;m peygamberi Hz.&nbsp;Muhammed&rsquo;in meşruiyeti hedef alınmıştır&rsquo;&rsquo; g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ndedir. Dolayısıyla ilk olarak Hz.&nbsp;Muhammed&rsquo;in Allah tarafından g&ouml;nderilmediği, iktidar hırsıyla ortaya &ccedil;ıkmış bir sahte peygamber olduğu iddia edilmiş, ikinci olarak da Kur&rsquo;&acirc;n-ı Ker&icirc;m&rsquo;in Hz.&nbsp;Muhammed tarafından insanları yoldan &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in yazılmış, safsata dolu uydurma bir kitap olarak temsil edilmesi s&ouml;z konusu olmuştur. Schick bu tarih izleğinden bakarak 30 Eyl&uuml;l 2005 tarihine kadar adı duyulmamış olan bir Danimarka gazetesinin peygamber&rsquo;e hakaret i&ccedil;eren on iki karikat&uuml;r yayınlamasının aslında o kadar eski, o kadar k&ouml;hnemiş bir hareketin tekrarı olduğunu belirtti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">Schick Orta&ccedil;ağ polemiklerinde İsl&acirc;m dinine kara &ccedil;almak i&ccedil;in kullanılan başlıca y&ouml;ntemlerden bir diğerinin de, İsl&acirc;m&rsquo;ın der&ucirc;n&icirc;, manev&icirc;, r&ucirc;h&acirc;n&icirc; değil, cism&acirc;n&icirc;, d&uuml;nyev&icirc;, duyumsal bir din olduğu iddiası olduğunu belirtti. &Ouml;rneğin &ccedil;okeşlilik ve boşanma gibi kurumlar, Cennet ve huriler gibi motifler hep bu d&uuml;nyev&icirc;liğin delilleri addedilmiş, İsl&acirc;m&rsquo;ın inananlarına sınırsız cinsel ruhsat tanıyan bir duyumsal din olduğu sonucu &ccedil;ıkarılmıştır. Batı dillerine hayli erken bir devirde, 18. y&uuml;zyıl başından itibaren &ccedil;evrilmiş olan <i>Bin Bir Gece Masalları</i>&rsquo;ndaki haremler, cariyeler ve benzeri cinsellik &ccedil;ağrıştıran temalar da İsl&acirc;m&rsquo;a dair bu gibi fikirlerin &uuml;st&uuml;ne binince, ortaya &ccedil;ıkan d&uuml;ş&uuml;nce &ldquo;İslamofobi&rdquo; adıyla anılmasa da İsl&acirc;m aleyhtarı fikirlerin uzun tarihinin s&uuml;rekliliğini sağlayan unsurlar olmuştur. Bu s&uuml;rekliliğin zirve yaptığı noktalardan bir diğeri de Schick&rsquo;e g&ouml;re 4 Kasım 1979&rsquo;da Tahran&rsquo;daki Amerikan el&ccedil;iliğinin basılması ve i&ccedil;indekilerin bir bu&ccedil;uk seneye yakın rehin tutulması &uuml;zerine ortaya &ccedil;ıkan durum olmuştur. Batı medyası bu olaylar &uuml;zerine M&uuml;sl&uuml;manları canavarlaştıran, İsl&acirc;m&rsquo;ı barbarca bir din olarak nitelendiren bir s&ouml;ylem geliştirdiler. O tarihe kadar u&ccedil;ak ka&ccedil;ırmalar, 1972 M&uuml;nih Olimpiyat katliamı gibi tedhiş olaylarını daha &ouml;zg&uuml;l olarak Araplarla &ouml;zdeşleştiren Batı kamuoyu, o g&uuml;nden sonra İsl&acirc;m ile şiddet arasında bir ilişki kurmaya, &ldquo;İsl&acirc;m ter&ouml;rizmi&rdquo; kavramını işlemeye başladı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">1989&rsquo;da Sovyetler Birliği&rsquo;nin &ccedil;&ouml;kmesiyle Soğuk Savaş&rsquo;ın sona ermesi yeni bir &ouml;c&uuml; ihtiyacını ortaya &ccedil;ıkarmıştır.&nbsp; Nitekim Francis Fukuyama&rsquo;nın 1989&rsquo;da yayınladığı &ldquo;The End of History?&rdquo; (Tarihin Sonu mu?) başlıklı makalesinde, kom&uuml;nizmin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;yle liberal demokrasinin zaferinin, insanlığın toplumsal ve iktisadi evriminin sonunu m&uuml;jdelediği iddiasına cevaben, Samuel Huntington 1993&rsquo;te &ldquo;The Clash of Civilizations?&rdquo; (Medeniyetler &Ccedil;atışması mı?) başlıklı makalesini yayınlamış, burada Soğuk Savaş&rsquo;ın akabinde &ccedil;atışmaların, toplumların din&icirc; ve k&uuml;lt&uuml;rel kimlikleri ekseninde şekilleneceğini belirtmişti. İşte g&uuml;n&uuml;m&uuml;z İslamofobisinin temel dayanaklarından biri de bu fikir olmuştur. &ldquo;Medeniyetler &ccedil;atışması&rdquo; fikri yalnız Soğuk Savaş&rsquo;ın bitiminden &uuml;&ccedil;-d&ouml;rt yıl sonra ortaya &ccedil;ıkmakla kalmamıştır, bizatihi Soğuk Savaş&rsquo;ın bitiminin bıraktığı boşluğu doldurmak iddiasıyla ortaya &ccedil;ıkmıştır. Batı ve İsl&acirc;m d&uuml;nyaları bağlamında &ldquo;medeniyetler arasında anlaşmazlıkların ve &ccedil;atışmaların &ouml;nlenmesi, uzlaşma &ccedil;abalarının desteklenmesi, barış, hoşg&ouml;r&uuml; ve işbirliğinin geliştirilmesi&rdquo; amacıyla 2005 yılında İspanya başbakanı Jos&eacute; Luis Rodr&iacute;guez Zapatero ile birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler&rsquo;de &ouml;nerdikleri &ldquo;Medeniyetler İttifakı&rdquo; adlı projenin de sorunlu olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r Schick.&nbsp; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Batı ve İsl&acirc;m d&uuml;nyaları burada ayrı medeniyetler olarak ele alınıyor. Oysa Batı medeniyetiyle İsl&acirc;m medeniyeti yekpare olmadıkları gibi birbirlerinden kesin bir bi&ccedil;imde tefrik edilemezler de. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">Schick, İslamofobinin ortaya &ccedil;ıkması ve yaygınlık kazanmasında siyasi gelişmelerin yanında, Batı &uuml;lkelerinde sayıları giderek artan bir M&uuml;sl&uuml;man g&ouml;&ccedil;men n&uuml;fusun da &ouml;nemli bir etken olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Bu g&ouml;&ccedil;menlerin kendi geleneklerini, kendi inan&ccedil;larını, kendi yaşam tarzlarını beraberlerinde getirmeleri, daha &ouml;nce &Ccedil;inlilerin, Yahudilerin ve &ccedil;eşitli başka g&ouml;&ccedil;men gruplarının gelmesiyle ortaya &ccedil;ıkan yabancı d&uuml;şmanlığının bir benzerinin belirmesine yol a&ccedil;mıştır. Bu durum birbirlerinin dışında, birbirleriyle hi&ccedil;bir temasları olmadan varlıklarını s&uuml;rd&uuml;ren iki medeniyetin &ccedil;atışması sonucunda değil, Batı &uuml;lkelerine g&ouml;&ccedil; eden M&uuml;sl&uuml;manların geldikleri toplumları &ccedil;oğulcu olmaya zorlamaları ve buna o toplumların direnmesi nedeniyle ortaya &ccedil;ıkmıştır. Yani bunda uzaklık değil, yakınlık b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de etken olmuştur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">&ldquo;İslamofobi&rdquo; terimi ile kastedilenin İsl&acirc;m d&uuml;şmanlığı değil, M&uuml;sl&uuml;man d&uuml;şmanlığı olduğunu iddia edenlere katılmayan Schick, bug&uuml;n İslamofobi&rsquo;nin M&uuml;sl&uuml;manlara karşı ayrımcılık olarak tezah&uuml;r ettiğinin doğru olmasıyla birlikte, s&ouml;z konusu ayrımcılığı meşrulaştıran tarih&icirc; İsl&acirc;m d&uuml;şmanlığını vurgulamaktadır. Yani pratik, M&uuml;sl&uuml;manlara karşı ayrımcılık ise de, teori, İsl&acirc;m aleyhtarlığıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">M&uuml;sl&uuml;manlara karşı yapılan İslamofobi kaynaklı pratik uygulamalardan bahseden Schick, İslamofobi ile m&uuml;cadelede bambaşka bir y&ouml;ntem &ouml;nermektedir. Batılıları bilgilendirmeye &ccedil;alışarak, İsl&acirc;m&rsquo;ın aslında şiddet değil barış dini olduğunu, M&uuml;sl&uuml;man olmayanlara baskı değil hoşg&ouml;r&uuml; uygulandığını anlatmak yoluyla İslamofobi&rsquo;yi yenmek m&uuml;mk&uuml;n değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; İslamofobi bir nefret s&ouml;ylemidir. Nefret s&ouml;ylemleri insanların cehaletinden kaynaklanır elbette, ama bu olgusal cehalet değil, daha genelde d&uuml;nyanın, insanlığın nasıl olduğuna dair umum&icirc; bir cehalettir. İslamofobik olanlar İsl&acirc;m konusunda elbette bilgi sahibi değildir ama İslamofobilerinin nedeni bu bilgisizlik değildir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">İsl&acirc;m d&uuml;nyasının bug&uuml;ne kadar İslamofobi&rsquo;ye karşı etkin bir m&uuml;cadele s&uuml;rd&uuml;rememesinin sebebi hep &ldquo;bizi bir tanıyabilseler, hemen sevecekler&rdquo; yanılgısıdır. Oysa mesele İslamofobik kişilerin İsl&acirc;m&rsquo;ı tanımaması değildir. Onlara istediğimiz kadar Mevl&acirc;n&acirc;&rsquo;yı tanıtalım, nefret edenler nefretlerinden vaz ge&ccedil;meyecektir. İslamofobi&rsquo;ye karşı koymak i&ccedil;in M&uuml;sl&uuml;manların yapması gereken en &ouml;nemli şey genel olarak nefret s&ouml;ylemlerine karşı &ouml;rg&uuml;tlenmektir. Bu noktada M&uuml;sl&uuml;manların da kendilerinde nefret s&ouml;ylemi var mı yok mu diye oturup d&uuml;ş&uuml;nmeleri gerekmektedir. Nefret s&ouml;ylemleriyle tek m&uuml;cadele y&ouml;ntemi b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l olarak nefret s&ouml;ylemlerine karşı &ccedil;ıkıp m&uuml;cadele etmektir. Yahudi, K&uuml;rt, Alev&icirc;, kadın vs. gibi kategoriler altında yapılan nefret s&ouml;ylemlerini g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurmak bu m&uuml;cadelenin bir par&ccedil;ası olmalıdır.&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none">&nbsp;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:7.2pt;margin-right:0cm;margin-bottom:7.2pt;
margin-left:0cm;mso-para-margin-top:.6gd;mso-para-margin-right:0cm;mso-para-margin-bottom:
.6gd;mso-para-margin-left:0cm;text-align:justify;line-height:150%;mso-pagination:
none"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>29.09.2011 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=104</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Yeni Eğilimler Seminerleri - Mimarlık Araştırmalarında Yeni Eğilimler</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl01_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_1_yeni_egilim_4_web.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_1_yeni_egilim_4_web.jpg" alt="Yeni Eğilimler Seminerleri - Mimarlık Araştırmalarında Yeni Eğilimler" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 30.06.2011 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Halk Caddesi, Türbe Kapısı Sokak, Hektaş İş Merkezi No:13/4 Üsküdar, İstanbul<br /><br />
                            <h2>Mimarlık Araştırmalarında Yeni Eğilimler</h2>
<p style="text-align: justify;">İlmi Et&uuml;dler derneği Yeni Eğilimler Seminerlerinin d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml; Mardin Artuklu &Uuml;niversitesi'ndenYrd. Do&ccedil;. Dr. Halil İbrahim D&uuml;zenli'nin 30 Haziran Perşembe g&uuml;n&uuml; saat 18:00'de vereceği &quot;Mimarlık Araştırmalarında Yeni Eğilimler&quot; başlıklı seminer ile yapılacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">D&uuml;zenli, seminerde Mimarlık bilgi alanının modern anlamda şekillenişini mimarlığın kurumsallaşmasını, mimarın profosyonelleşmesi ve bir disiplin haline gelişini anlatacaktır. D&uuml;zenli&rsquo;ye g&ouml;re XV. Y&uuml;zyıldan itibaren başlayan bu s&uuml;re&ccedil;te mimarlığın alt disiplinleri de XX. Y&uuml;zyılın sonlarına doğru artık &ouml;zerk bilgi alanlarını tesis etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Halil İbrahim D&uuml;zenli seminerde ayrıca Mimarlık ve &ouml;zelde mimarlık tarihi disiplininin sosyal bilimlerle giderek daha fazla i&ccedil;li dışlı olmasıyla birlikte, alanı genişletici kavram ve yaklaşımları ele alacaktır. Bu yeni oluşan &ccedil;evre ve ilişkiler ağı &ldquo;mimari k&uuml;lt&uuml;r&rdquo;, &ldquo;erken modernlikler&rdquo;, &ldquo;&ccedil;oğul modernlikler&rdquo;, &ldquo;alternatif modernlikler&rdquo;, &ldquo;melezlikler&rdquo;, &ldquo;İslamlar&rdquo;, &ldquo;&ccedil;oğulluk&rdquo;, &ldquo;kadın&rdquo;, &ldquo;cinsiyet&rdquo;, &ldquo;evsellik&rdquo;, &ldquo;patronaj / hamilik&rdquo;, &ldquo;gayrim&uuml;slimlerin mimarlığı&rdquo;, &ldquo;yabancı mimarlar&rdquo;, &ldquo;&ouml;teki&rdquo;, &ldquo;malzeme, iş g&uuml;c&uuml; ve &uuml;slup transferleri&rdquo;, &ldquo;yerel gelenekler&rdquo;, &ldquo;bina &ouml;yk&uuml;leri&rdquo;, &ldquo;tarihyazım eleştirileri&rdquo;, &ldquo;metropol&rdquo; gibi bir&ccedil;ok &ccedil;alışma alanı a&ccedil;mıştır. Her şeyden &ouml;nce mimarlık araştırmacısının malzeme se&ccedil;eneği &ccedil;oğalmıştır. Sosyal bilimlerin sorunsallaştırdığı bir malzeme ya da durum mimarlık disiplini i&ccedil;in de sorunsallaştırılabilmektedir. Mimarlık araştırmacısının ideolojik angajmanlarından kurtulması ve mimarlık disiplininin kendi ayakları &uuml;zerinde durması buna katkı sağlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">D&uuml;zenli i&ccedil;in Mimarlık tarihinin, teorisinin ve eleştirisinin birlikte oluşturdukları son d&ouml;nem ana y&ouml;nelimlerinden birisi ağırlıklı olarak Edward Said&rsquo;in Oryantalizminden sonra g&uuml;ncellenen post-kolonyal &ccedil;alışmalardır. &Ouml;zellikle XX. y&uuml;zyılın ilk yarısındaki Batı modernliği merkezli tarih yorumları ve tarihsel konumlandırmalar kolonyal ve oryantalist eğilim sonrası araştırmaların hedefi haline gelmiştir. Modernizm-gelenek kutuplaştırmacılığının yansımaları her alanda olduğu gibi mimarlık tarih yazımında da kendisini g&ouml;stermektedir. Mimarlığın ve tarihinin yeniden d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmeye başlaması ya da bu y&ouml;nde &ccedil;alışmaların yayınlanması bir taraftan alanın &ouml;zerk yapısını tahkim etmekte, diğer taraftan h&acirc;kim interdisipliner y&ouml;nelime referans vermektedir. Mimarlık ve mimarlık tarihi diye bir disiplinin varlığı tartışmaları artık &ccedil;ok fazla &ouml;nemsenmemekte fakat disiplinin diğer disiplinlerle olan ilişkileri &ccedil;ok daha fazla sorgulanmaktadır.<br />
<br />
Ayrıntılı Bilgi İ&ccedil;in:<br />
Onur G&uuml;naydın</p>
<p>Tel: 0216 310 4318 &ndash; 0537 495 6463<br />
E-posta: bilgi@ilmietudler.org<br />
Adres: Halk Caddesi, T&uuml;rbe Kapısı Sokak, Hektaş İş Merkezi No:13/4 &Uuml;sk&uuml;dar, İstanbul<br />
http://www.ilmietudler.org/</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>30.06.2011 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=100</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Yeni Eğilimler Seminerleri - Siyasal Coğrafya Araştırmalarında Yeni Eğilimler</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl02_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_afis_th_yeni_egilim_3_baski.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_afis_th_yeni_egilim_3_baski.jpg" alt="Yeni Eğilimler Seminerleri - Siyasal Coğrafya Araştırmalarında Yeni Eğilimler" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 04.06.2011 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Halk Caddesi, Türbe Kapısı Sokak, Hektaş İş Merkezi No:13/4 Üsküdar, İstanbul<br /><br />
                            <p><span id="ctl00_ctl00_ContentPlaceHolder1_ContentActivities_DetailsView_EtkinlikGenelBilgiler_Label_EtkinlikDetay">
<p style="text-align: justify;">İlmi Et&uuml;dler derneği Yeni Eğilimler Seminerleri Oklohama &Uuml;niversitesi'nden Necati Anaz'ın 04 Haziran Cumartesi g&uuml;n&uuml; saat 15:00'de vereceği &quot;Siyasi Coğrafya Araştırmalarında Yeni Eğilimler&quot; başlıklı seminer ile devam ediyor.Necati Anaz seminerde, Batı Avrupa ve Amerikan akademilerinin &ccedil;alışmalarının tetkiki doğrultusunda siyasi coğrafyanın ve &ouml;zellikle bunun ayrılmaz bir par&ccedil;ası olarak bilinen jeopolitik kavramının ne anlama geldiğini, hangi metodoloji ve yaklaşımların benimsendiği ve &ccedil;alışma alanları itibariyle bu kavramların disipliner gelişimlerini ve değişimlerini irdeleyecektir. Seminerde ayrıca, farklı tarihselliklerde siyasi coğrafyada etkin olmuş ya da siyasi coğrafyayı etkilemiş klasik jeopolitika, politik ekonomi ve postyapısalcılık gibi farklı yaklaşımların &uuml;zerinde durulacaktır.</p>
<p>Ayrıntılı Bilgi İ&ccedil;in:<br />
Onur G&uuml;naydın</p>
<p>Tel: 0216 310 4318 &ndash; 0537 495 6463<br />
E-posta: bilgi@ilmietudler.org<br />
Adres: Halk Caddesi, T&uuml;rbe Kapısı Sokak, Hektaş İş Merkezi No:13/4 &Uuml;sk&uuml;dar, İstanbul<br />
http://www.ilmietudler.org</p>
</span></p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>04.06.2011 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=101</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Modern Türkiye’de Devletin Schmittyen Bir Okuması </title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl03_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_2011_kapanis_afis_baski.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_2011_kapanis_afis_baski.jpg" alt="Modern Türkiye’de Devletin Schmittyen Bir Okuması " align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 21.05.2011 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Çamlıca Sabahattin Zaim Kültür Merkezi<br /><br />
                            <p>&nbsp;</p>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><b><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Değerlendiren: </span><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Rahmi &Ccedil;etin </span></b></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;">&nbsp;</div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Sakarya &Uuml;niversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fak&uuml;ltesi Kamu Y&ouml;netimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Yrd. Do&ccedil;. Dr. B&uuml;nyamin Bezci İLEM Kapanış Konferansı &ccedil;er&ccedil;evesinde, <i>Modern T&uuml;rkiye&rsquo;de Devletin Schmittyen Bir Okuması &Uuml;zerine </i>adlı bir seminer verdi. Program 21 Mayıs 2011 Cumar&shy;tesi saat 18:00&rsquo;da Sabahattin Zaim K&uuml;lt&uuml;r Merkezi&rsquo;nde ger&ccedil;ekleşti. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Seminer Osmanlı sonrası devlet geleneğimizi Schmitt &uuml;zerinden anlamaya &ccedil;alışma mahiyetindeydi. B&uuml;nya&shy;min Bezci, Schmitt&rsquo;in T&uuml;rkiye ile ilgili olan &ccedil;alışmaları&shy;nın T&uuml;rk-Yunan M&uuml;badelesi &uuml;zerine olduğunu ve O&rsquo;na g&ouml;re T&uuml;rk ve Yunan devletlerinin kuruluşunun bu m&uuml;&shy;badele ile m&uuml;mk&uuml;n olduğunu belirtti. Aynı zamanda T&uuml;rkiye i&ccedil;in Yunanistan&rsquo;ın &ldquo;asli&rdquo; d&uuml;şman olması da Shmitt&rsquo;e g&ouml;re gayet olumlu bir durumdur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; O&rsquo;na g&ouml;re devletin g&uuml;&ccedil;l&uuml; olabil&shy;mesi ne kadar homojen ol&shy;masına ve asli bir d&uuml;şmanın olmasına ciddi anlamda bağ&shy;lıdır. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Bezci, Schmitt&rsquo;i &ouml;vmek iste&shy;yenlerin O&rsquo;nu 20. y&uuml;zyılın Hobbes&rsquo;i olarak yansıttıklarının, yermek isteyenlerin ise nasyonel sosyalizmin en b&uuml;y&uuml;k hukuk&ccedil;usu olarak takdim ettiklerinin altını &ccedil;izdi. İlk etapta bir &ccedil;elişki gibi g&ouml;r&uuml;nen bu durumun aslında &ccedil;ok da yanlış olmadığını ve onun yaşadığı d&ouml;nemlerle alakalı olduğunu belirtti. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">T&uuml;rkiye devlet yapısının genelde Rousseau &uuml;zerinden anlaşılmaya &ccedil;alışıldığını belirten Bezci, Rousseau&rsquo;da &ccedil;ok &ouml;nemli bir yeri olan &ldquo;genel irade&rdquo; kavramının aynı anda hem <i>totaliter </i>hem de <i>liberal </i>anlayışa kapı arala&shy;masına rağmen T&uuml;rkiye&rsquo;de genelde sadece totaliter y&ouml;&shy;n&uuml;nden etkilenildiğinin altını &ccedil;izdi. Hatta M. Kemal&rsquo;in Rousseau&rsquo;nun <i>Toplum S&ouml;zleşmesi </i>adlı eserini okurken altını &ccedil;ok&ccedil;a &ccedil;izdiğini belirtti. Kompleks bir yapısı olan T&uuml;rk devlet anlayışının sadece Rousseau &uuml;zerinden an&shy;lamaya &ccedil;alışmanın yetersiz kaldığını belirten Bezci, Schmitt&rsquo;ten yola &ccedil;ıkılarak devlet yapımızın ve b&uuml;rokra&shy;simizin karanlık noktalarının aydınlığa kavuşturulabi&shy;lineceğini s&ouml;yledi. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Bezci, Schmitt&rsquo;e g&ouml;re &ldquo;politik&rdquo; olanın diğerleri &ouml;n&uuml;n&shy;de bariz bir &ouml;nceliği olduğunu belirtti ve bunun bizim devlet geleneğimizde de aynı şekilde olduğunu s&ouml;yledi. &Ouml;rneğin 28 Şubat s&uuml;recinde devletin temel prensipleri&shy;ni korumak halkın iradesinden daha ağır basmıştır ve &ldquo;devlet&rdquo; tehlike olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; halkını hizaya getirme &ccedil;abasına girmiştir. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Yine modern devlet total (b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l) bir &ouml;zellik g&ouml;ste&shy;rir. Bu y&ouml;n&uuml;yle coğrafi b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k ve merkez&icirc; yapı &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bezci, modern devletin m&uuml;dahalesi dışında </span><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">bir alan bırakmamaya &ccedil;alıştığını belirtti ve bunun sebe&shy;bini de devletin bizzat kuruluş amacı ile ilgili olduğu&shy;nu ifade etti. Devletin her bir birey arasındaki &ccedil;atışma&shy;yı &ouml;nlediği i&ccedil;in kutsallığı fikrinin Schmitt tarafından da kabul g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yledi. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">Bezci, homojenlik konusuna tekrar değinerek Schmitt&rsquo;te Alman dili, Alman k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve din&icirc; temel&shy;de bir homojenliğin &ouml;nemli bir yeri olduğunu ifade etti. İran&rsquo;da dinsel temelde bir homojenliğin olduğu&shy;nu, T&uuml;rkiye&rsquo;de ise bir s&uuml;re ırka dayalı bir homojenliğin oluşturulmaya &ccedil;alışıldığından bahsetti.</span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">tekrardan &ldquo;politik olan&rdquo; kavramına geri d&ouml;ne&shy;rek politik olan nasıl bir şeydir sorusuna cevap bulma&shy;ya &ccedil;alıştı. Schmitt&rsquo;e g&ouml;re politik olan sınırsız bir şey&shy;dir. Her şey politik olabilir. Schmitt i&ccedil;in siyaset <i>payla&shy;şım </i>i&ccedil;in değildir. Dost-d&uuml;şman temelli bir siyaset tar&shy;zı vardır Schmitt&rsquo;te. Dost-d&uuml;şman yoğunluğu ne kadar fazlaysa siyaset amacına o kadar ulaşmıştır. Bezci poli&shy;tik olanı tespit konusunda, kişiler kendisini &acirc;deta o şey&shy;le anlamlandırıyorsa ve o şey i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; fedak&acirc;rlığı yapmaya hazırsa o kişi i&ccedil;in o şey politik bir hal almış&shy;tır. Bu anlamda her şeyin politik olabileceğini belirten Bezci, futbolun hatta sanatın politik olabileceğini ifa&shy;de ederek g&uuml;ncel tartışmalardan &ouml;rnekler verdi. Bed&shy;ri Baykam&rsquo;ın salt resim yapmadığını sanatını politik bir d&uuml;zlemde s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nden bahsetti. Mesela Atat&uuml;rk K&uuml;lt&uuml;r Merkezi&rsquo;nin, bir&ccedil;ok kişi i&ccedil;in bir yapı olmaktan ziyade Atat&uuml;rk ve onun prensipleri ile &ouml;zdeşleştirildi&shy;ğinden bahseden Bezci o binanın yıkılmasının bu ki&shy;şiler &uuml;zerinde Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml; yıkmak gibi bir etki yapaca&shy;ğını s&ouml;yledi. Kemalizm&rsquo;in bu y&ouml;n&uuml;yle hem politik bir şey hem de toplumu da politize eden bir şey olduğu&shy;nu ifade etti. Bu perspektiften bakıldığında Schmitt&rsquo;in T&uuml;rkiye hakkında &ccedil;ok şey ifade ettiğini s&ouml;yleyen Bezci, toplumsal alanla siyasal alanın ayrışması &uuml;zerinde dur&shy;du. Toplumsal alandan siyasal alana ge&ccedil;mek i&ccedil;in birta&shy;kım s&uuml;zge&ccedil;ler olduğunu bu s&uuml;zgecin Osmanlı&rsquo;da S&uuml;n&shy;nilik olduğunu T&uuml;rkiye&rsquo;de ise laikliğin bunun yerini al&shy;dığını ifade etti. Mesela Atat&uuml;rk yanında Latife Hanım gibi bir &ccedil;arşaflı hanım bulundurmakta bir mahsur g&ouml;r&shy;memiş ama siyasi ortamlarda Latife Hanım pek g&ouml;r&uuml;l&shy;memiştir. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">Ulusal kimlik konusunda da Schmitt&rsquo;in &ccedil;ok şey s&ouml;yle&shy;diğini belirten Bezci, kimlik inşasının dostluklar &uuml;ze&shy;rinden değil daha &ccedil;ok d&uuml;şmanlıklar &uuml;zerinden inşası&shy;nın Schmitt&rsquo;in &ouml;nem verdiği bir durum olduğunun al&shy;tını &ccedil;izdi. Ancak bu d&uuml;şmanlık psikolojik ve kin temel&shy;li bir d&uuml;şmanlık değildir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin Batı&rsquo;yı d&uuml;şman olmaktan &ccedil;ıkarmasının ardından kendisine yeni d&uuml;ş&shy;manlar aradığını ve &ccedil;aresiz olarak uzun yıllar beraber yaşadığı Rum, Ermeni, K&uuml;rt, Arapları kendisine yeni d&uuml;şmanlar olarak se&ccedil;tiğini belirtti. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">Siyasal elitizmin Schmitt i&ccedil;in hi&ccedil; de olumsuz bir kav&shy;ram olmadığını belirten Bezci, eğer se&ccedil;ilenler toplumu temsil edebiliyorlarsa pek&acirc;l&acirc; meşrudurlar. Yani onun i&ccedil;in demokratik olup olmadığı sadece temsil edebilip edemedikleriyle alakalı bir durumdur. İlla parlamenter demokrasi şart değildir. Hatta parlamentonun O&rsquo;nun g&ouml;z&uuml;nde olumsuz olabilecek bir yeri vardır. Schmitt&rsquo;e g&ouml;re bir devlet ne kadar hızlı karar alabiliyorsa o kadar başarılıdır; bu y&ouml;n&uuml;yle parlamentolar birer sonsuz soh&shy;bet alanıdır. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">Bezci devletin halk, siyaset ve b&uuml;rokrasi şeklinde &uuml;&ccedil; ka&shy;tegoriden oluşmakta oluştuğunu ifade etti. Mesela tek parti d&ouml;neminde bizde ilk iki alan &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; aleyhi&shy;ne olabildiğince dardı. Siyaset yapabilmenin tek yeri CHP, k&uuml;lt&uuml;rel faaliyetlerin de tek yeri halk evleriydi. Schmitt&rsquo;e g&ouml;re devlet bireyleri bir araya getirmiştir, bi&shy;reyler devleti değil. Bu &ccedil;er&ccedil;eveden bakıldığında darbe&shy;lerin neden meşru g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n anlaşılabileceğini be&shy;lirten Bezci, T&uuml;rkiye siyasal yaşamında asıl olanın hu&shy;kuk değil d&uuml;zen olduğunu s&ouml;yledi. Bu &ccedil;er&ccedil;evede devlet d&uuml;zeni değişmeye başladığında &ldquo;devletin sahibi&rdquo; gelir; d&uuml;zeni sağlar. Hukuk sonradan ortaya &ccedil;ıkan bir şeydir. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">Yine Schmitt &ccedil;ok fazla partinin olduğu bir d&uuml;zeni sev&shy;mez, buna gerek de yoktur. Halkı temsil edebilecek bir tek parti sistemi &ccedil;ok partili d&uuml;zenden daha faydalıdır Schmitt&rsquo;e g&ouml;re. Bezci tek parti d&ouml;nemi değişim s&uuml;re&shy;cini y&ouml;netecek ve halkı sınıf temelli &ccedil;atışmadan koru&shy;yacak bir d&uuml;zenle Schmitt&rsquo;in bu d&uuml;ş&uuml;nceleri arasın&shy;da direk bir bağlantı olduğunu ifade etti. Son olarak da T&uuml;rkiye&rsquo;de s&uuml;ren başkanlık sistemi konusunda da Schmittyen bir a&ccedil;ıklamanın yapılabileceğini belirten Bezci, parlamenter sistemde karar alma ve y&ouml;netme s&uuml;recinin bir&ccedil;ok organ tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nden başarının ve başarısızlığın &ccedil;ok kolay tespit edilemedi&shy;ğini belirtti. Ancak başkanlık s&uuml;recinde b&uuml;t&uuml;n sorum&shy;luluğun tek elde toplanması ile k&ouml;t&uuml; gidişatta başka&shy;nın değişimiyle soruna anında m&uuml;dahale imk&acirc;nı sun&shy;duğunu belirtti. Bezci bu y&ouml;nden AK Parti&rsquo;nin bir de&shy;ğişim s&uuml;recini başlatmasının yanında bu konuda ol&shy;duğu gibi devlet refleksi ile davranabildiğini ve stat&uuml;&shy;kodan yana tavır alabildiğini ifade ederek sunumunu bitirdi. Ardından kısa bir soru-cevap faslından sonra seminer sona erdi.</span></div>
<p>&nbsp;</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>21.05.2011 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=94</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Yeni Eğilimler Seminerleri - Edebiyat Araştırmalarında Yeni Eğilimler</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl04_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_2_1_yeni_egilim_edebiyat_baski.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_2_1_yeni_egilim_edebiyat_baski.jpg" alt="Yeni Eğilimler Seminerleri - Edebiyat Araştırmalarında Yeni Eğilimler" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 07.05.2011 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Halk Caddesi, Türbe Kapısı Sokak, Hektaş İş Merkezi No:13/4 Üsküdar, İstanbul<br /><br />
                            <p style="text-align: justify; ">İLEM dernek merkezinde ger&ccedil;ekleşen seminerde Altuğ, &ouml;ncelikli olarak edebiyatın sanat ve sosyal bilim olmak &uuml;zere iki alanın kesişmesi olduğunu s&ouml;yledi. Edebiyatın bir disiplin olarak diğer uluslarla bağlantılı olduğunu ifade eden Altuğ, modernizmin edebiyatı ulus terimi &uuml;zerinden kurduğuna dikkat &ccedil;ekti. Bu durumun edebiyatla ilgili kısıtlama getirdiği ger&ccedil;eğini dile getirdi. Yani T&uuml;rkl&uuml;ğ&uuml;n gelişimi ile edebiyatın gelişimi birbirine paralel olgulardır g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; doğuran bu algı; &ldquo;İslam &Ouml;ncesi T&uuml;rk Edebiyatı&rdquo;, &ldquo;İslam Etkisindeki T&uuml;rk Edebiyatı&rdquo; gibi başlıklar ortaya &ccedil;ıkarmıştır. Ulusun kaderiyle edebiyat arasında bağ kurulması yanlış bir g&ouml;r&uuml;şt&uuml;r. Edebiyat araştırmalarındaki yeni eğilimler ulus-edebiyat arasındaki bağı sarsan durumlar ortaya koymuştur. Zira edebiyatı ulusla bağlantılı d&uuml;ş&uuml;nmek edebiyatın anlaşılmasını zorlaştırır.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Karşılaştırmalı edebiyat; 19. y&uuml;zyılda Goethe&rsquo;den gelişen ve iki ulusun edebiyatının karşılaştırılmasına da-yanan bir disiplindir. Fakat burada da yapılan karşılaştırmalarda T&uuml;rk edebiyatı her zaman yenik &ccedil;ıkmaktadır. Bu disiplinin en b&uuml;y&uuml;k hatası m&uuml;sabaka mantığıyla işlemesidir. Son on yılda ise başka t&uuml;rl&uuml; bir karşılaştırmalı edebiyat meydana &ccedil;ıkmıştır. Bu da daha kişisel ve yerel bir durumdur. D&uuml;nya edebiyatı kavramı &uuml;zerine &ccedil;alışmalar yapılmaya başlanmıştır. Batı etkisiyle gelişen edebiyat anlayışı kırılmaya başlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Tanzimat edebiyatını Osmanlı Devleti&rsquo;nin modern edebiyatı olarak adlandırmak da yeni eğilimlerden bir tanesidir. &ldquo;İlk T&uuml;rk romanı nedir?&rdquo; sorusundan &ccedil;ok &ldquo;İlk T&uuml;rk&ccedil;e roman nedir?&rdquo; sorusu daha iyi bir yaklaşımdır. Johann Strauss&rsquo;un &ldquo;İlk Ermeni, Bulgar, T&uuml;rk romanının yazıldığı yer İstanbul&rsquo;dur.&rdquo; tespiti bu a&ccedil;ıdan &ccedil;ok &ouml;nemlidir. &Uuml;stelik bu romanları yazıldığı zamanlar birbirine olduk&ccedil;a yakın zamanlardır. Burada ulusların &ouml;tesinde bir bağ bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Divan edebiyatını Fars, Urdu, &Ouml;zbek, Arap edebiyatlarıyla beraber d&uuml;ş&uuml;nmek de yine yeni eğilimlerdendir. Walter G. Andrews ve Mehmet Kalpaklı&rsquo;nın beraber hazırladığı &ldquo;Mahbuplar &Ccedil;ağı&rdquo; adlı kitap 16. ve 17. y&uuml;z-yıllarla ilgili &ccedil;ok geniş bir Yeni &Ccedil;ağ edebiyatı yaklaşımı sunmaktadır. Avrupa edebiyatının kaynağında End&uuml;l&uuml;s olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesi yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu durum da Hindistan&rsquo;dan İspanya&rsquo;ya kadar devam edegelen bir s&uuml;re&ccedil;tir. Kapalı olmayan, s&uuml;reklilik h&acirc;linde olan bir edebiyat yaklaşımı da bir başka eğilimdir. Cemal Kurnaz&rsquo;ın halk edebiyatı-divan edebiyatı ayrımının yapay bir ayrım olduğuna değinen Altuğ, ayrım hi&ccedil; yokmuş gibi bir tavır sergilemenin de her şeyi karıştırabileceğini ifade etti.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Mevcut edebiyat algısını doğuran d&uuml;ş&uuml;nceyi araştırmak da bir başka eğilim olarak karşımıza &ccedil;ıkmaktadır. Yani edebiyatı, ulus &ccedil;er&ccedil;evesinde d&uuml;ş&uuml;nmeye iten g&ouml;r&uuml;ş nedir? Yazarlık mefhumu da ulusallığın sorgulandığı gibi sorgulanmaktadır. Mesela; Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi&rsquo;ye g&ouml;re daha &ccedil;ok sevilirken bu anlayış 1990&rsquo;larda Jale Parla ve N&uuml;khet Esen ile birlikte değişmektedir. &Ccedil;eşitli ilişkilerin d&uuml;ğ&uuml;mlendiği bir yazar daha ilgi g&ouml;rmeye başlamıştır. Bir başka eğilim olarak karşımıza &ccedil;ıkan da yazarların biyografileri &uuml;zerinde yapılan &ccedil;alışmalar yerine yazarların okuma disiplinleri &uuml;zerine yapılan &ccedil;alışmalardır. Bu şekilde romantizmin getirdiği &ldquo;y&uuml;ce edebiyat, deha yazar&rdquo; algısı da kırılmaya &ccedil;alışılmaktadır. Bu yeni algı da asıl g&uuml;c&uuml;n&uuml; buradan almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Duyguların ifade edildiği mecra da farklılık yaratabilmektedir. İnternet s&ouml;zl&uuml;klerinde yazılan &ldquo;entry&rdquo;lere bir t&uuml;r olarak bakılabilir mi g&ouml;r&uuml;ş&uuml; vardır. T&uuml;r merkezli edebiyat anlayışı da yeni eğilim olarak g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bir romanda anlatılan durum (K&uuml;rtlere nasıl bakılır, kadın meselesi vb.) s&ouml;ylem eleştirisidir. Bu genel olarak yapılan bir eleştiri tarzıdır. Bu durumda teori metne h&acirc;kim olmakta ve bir&ccedil;ok yazara uyan teoriler ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bunun yerine dokunma, koklama, acı gibi kavram ve durumlar romanda nasıl anlatılıyor soruları s&ouml;ylem analizi alanındaki yenilik olarak karşımıza &ccedil;ıkmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Sonu&ccedil; olarak edebiyat; sosyolojinin, tarihin bir par&ccedil;ası olarak g&ouml;r&uuml;lmeye başlanmıştır. Fatih Altuğ&rsquo;a g&ouml;re edebiyatın araştırma nesnesi olarak g&ouml;r&uuml;lmesi bir bakımdan olumludur; ancak dikkat edilecek husus edebiyatın kurulmuş bir şey olduğudur. Edebiyatın belge olarak g&ouml;r&uuml;lmesi yanlıştır. &ldquo;Kurmacanın dışında bir şey yoktur&rdquo; anlayışı yanlıştır. Hakikatle ilişki sadece anlatı bi&ccedil;iminde, kurmaca bi&ccedil;iminde değildir.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>07.05.2011 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=102</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Bir Yeryüzü Lanetlisi: Frantz Fanon</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl05_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/afis_fs_1_fanon.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/afis_th_1_fanon.jpg" alt="Bir Yeryüzü Lanetlisi: Frantz Fanon" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 26.03.2011 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Çamlıca Sabahattin Zaim Kültür Merkezi<br /><br />
                            <p><strong>İLMİ ET&Uuml;DLER DERNEĞİ FRANTZ FANON PANELİ</strong><br />
<strong>26 Mart 2011 Cumartesi 18.00<br />
&Ccedil;amlıca Sabahattin Zaim K&uuml;lt&uuml;r Merkezi</strong></p>
<p>İlmi Et&uuml;dler Derneği'nin 26 Mart Cumartesi d&uuml;zenlediği anma programıyla yad edilen programa konuşmacı olarak Kemal Sayar, Zeki Bulduk, İbrahim Tığlı, Yusuf Ziya G&ouml;k&ccedil;ek katıldı.</p>
<p>Zeki Bulduk, 36 yaşında vefat eden Frantz Fanon'un s&ouml;m&uuml;rgelerde s&ouml;m&uuml;r&uuml;lenin nesneleştirdiği edebiyat akımına karşı, anlatıyla oluşturulan imgeleri kıran &uuml;slubuna değinirken yepyeni bir s&ouml;m&uuml;rge s&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; oluşturmak ve tanımlarla b&uuml;y&uuml;yen bir s&ouml;m&uuml;r&uuml;n&uuml;n ifşa edilmesi gerekliliği &uuml;zerine durdu.</p>
<p>İbrahim Tığlı ise, Fanon'un Afrika &ouml;zelinde kurtuluş m&uuml;cadelelerine verdiği teorik destek ve Pan-Afrikan siyasetin kuruluş aşamasında &ouml;nc&uuml; isim olmasını merkeze alarak, y&uuml;zyıllarca kıtayı domine eden bir batı s&ouml;m&uuml;rgeciliğine karşı 'şiddeti' &ouml;nermesinin bir aşma eylemi olarak değerlendirmesini istedi.</p>
<p>Yusuf Ziya G&ouml;k&ccedil;ek, Frantz Fanon'un Hollywood sineması ve batıda oluşan 'Fransız Yeni Dalga', 'İtalyan Yeni Ger&ccedil;ek&ccedil;ilik' gibi akımların karşısında yeni bir dil bulmaya &ccedil;alışan d&uuml;nya taşrasındaki sinemacılara yeni bir dil kurma iştiyakını yaratmasının s&ouml;m&uuml;rgeci-s&ouml;m&uuml;r&uuml;len denklemini aşacak farklı bir 'şiddet' olduğunu s&ouml;yledi.</p>
<p>Kemal Sayar ise, Fanon'un 'bilimsel' bir dille genişletilen s&ouml;m&uuml;r&uuml;len patolojisini, madunlarla konuşulan 'zoolojiyi' aşarak 'yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n lanetlileri'nin 'insan' olduğunun yeniden g&uuml;ndeme getirilmesi i&ccedil;in canhıraş bir bi&ccedil;imde uğraş verdiğini, yazdığı metinlerin bir&ccedil;ok farklı yorumlama bi&ccedil;imini de doğurduğunu ifade etti.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>26.03.2011 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=90</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Yeni Eğilimler Seminerleri - Tarih Araştırmalarında Yeni Eğilimler</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl06_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_fs_1_yeni_egilim_edebiyat_baski.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_fs_1_yeni_egilim_edebiyat_baski.jpg" alt="Yeni Eğilimler Seminerleri - Tarih Araştırmalarında Yeni Eğilimler" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 12.03.2011 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Halk Caddesi, Türbe Kapısı Sokak, Hektaş İş Merkezi No:13/4 Üsküdar, İstanbul<br /><br />
                            <p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; ">İLEM tarafından d&uuml;zenlenen Yeni Eğilimler Seminerleri&rsquo;nin ilki olan Tarih Araştırmalarında Yeni Eğilimler isimli seminerimiz Fatih Sultan Mehmet &Uuml;niversitesi Tarih B&ouml;l&uuml;m&uuml;nden Haşim Ko&ccedil;&rsquo;un sunu&shy;muyla 12 Mart 2011&rsquo;de der&shy;nek binamızda yapılmıştır. Konuşmada tarih ilminin ge&ccedil;irdiği merhaleler, kişi&shy;ler ve ekoller &uuml;zerinden an&shy;latıldı.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Eskiyi, ilm&icirc; anlamda tarihi ve bu bağlamda tarih araş&shy;tırmalarındaki yeni eğilim&shy;leri incelemenin amacı, te&shy;mel y&ouml;nelimleri g&ouml;rerek yeni ve alternatif &ccedil;alışmaları m&uuml;mk&uuml;n kılmaktır. Ko&ccedil;, yapılan &ccedil;alışmaların kimi za&shy;man daha &ouml;nce yayımlanmış eserlerin tekrarı olmak&shy;tan &ouml;teye gitmediğini belirterek, yapılagelen &ccedil;alışma&shy;ları titizlikle takip etmenin &ouml;nemini vurguladı. Bu&shy;nunla birlikte tarih yazımı geleneği, 19. y&uuml;zyıl &ouml;ncesi ve sonrası olmak &uuml;zere iki dilime b&ouml;l&uuml;nebilir. 19. y&uuml;z&shy;yıla kadar olan s&uuml;re&ccedil;te, hik&acirc;yecilikle i&ccedil; i&ccedil;e belgesiz bir tarih yazımı s&ouml;z konusuydu; Leopold Von Ranke bunu eleştirerek, ge&ccedil;mişin birincil kaynaklara dayalı ve ger&shy;&ccedil;ekleştiği gibi (wie es eigentlisch) yazılmasını savun&shy;muştur. &ldquo;Ampirik tarih&ccedil;ilik&rdquo; olarak da adlandırılan ve 1870&ndash;1930 yıllarını kapsayan d&ouml;nemde diğer bir&ccedil;ok bilimle aynı anda tarih de profesyonel bir disiplin ola&shy;rak doğmuştur. 1930&rsquo;lara gelindiğinde, Fransa&rsquo;da &ldquo;An&shy;nales&rdquo; ve İngiltere&rsquo;de &ldquo;Economic History Review&rdquo; der&shy;gileri etrafında toplanan d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler sebep sonu&ccedil; iliş&shy;kisine dayalı analitik tarih akımının &ouml;nc&uuml;leri olmuş&shy;lardır. Tarih&icirc; malzemenin nasıl yorumlanacağını ve ta&shy;rih alanında ne gibi yeni a&ccedil;ılımlar ger&ccedil;ekleştiğini anla&shy;tan Ko&ccedil;, bilim tarihi, demografik tarih, zihniyet tarihi &ccedil;alışmalarının yanı sıra bu iki ekol&uuml;n en b&uuml;y&uuml;k katkı&shy;sının g&uuml;ndelik tarih (micro history) araştırmaları ko&shy;nusunda olduğunu vurguladı.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Seminerin ilerleyen b&ouml;l&uuml;mlerinde Ko&ccedil;, bilimin birike&shy;rek ilerlediği kabul&uuml;yle 1960&rsquo;larda Ranke&rsquo;nin ve diğer okulların katkılarını g&ouml;z ardı etmeden, tarih yazıcılı&shy;ğını eleştiren akımlar &ccedil;ıktığını belirtti. Diğer bir de&shy;yişle, &ldquo;anlatının geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;&rdquo; yaşanmıştır. Bu d&ouml;nem&shy;de &ldquo;tarih&rdquo; ve &ldquo;ge&ccedil;miş&rdquo;in farklı kavramlar olduğu ve her eserin kendi d&ouml;nemini yansıttığı d&uuml;ş&uuml;ncesi vurgulan&shy;mış; bu da mukaddimelerin &ouml;nemini artırmış ve tarih&icirc; malzemeyi genişletmiştir.</p>
<p style="text-align: justify; "><br />
Seminerin sonlarına doğru g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki &ccedil;alışmala&shy;ra değinen Ko&ccedil;, &ldquo;2000 sonrasına baktığımızda k&uuml;lt&uuml;r&shy;ler arası yaklaşımın &ouml;n planda olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz.&rdquo; diyerek bu eğilimin ağırlıklı olarak Avrupa&rsquo;da yapı&shy;lan &ccedil;alışmalarda g&ouml;r&uuml;lmesinin nedeninin Avrupa&rsquo;nın &ccedil;ok k&uuml;lt&uuml;rl&uuml; yapısından kaynaklanabileceğini s&ouml;yledi. Karşılaştırmalı ve ulus &ouml;tesi tarih&ccedil;ilik de bu d&ouml;nem&shy;de yaygın eğilimler arasındadır. Son d&ouml;nemde yapılan Osmanlı &ccedil;alışmalarında da bu yaklaşımları g&ouml;rmekte&shy;yiz diyen Ko&ccedil;, bir&ccedil;ok dilde gazete ve eserin yayımlan&shy;dığı Osmanlı&rsquo;da, &uuml;lkede bulunmuş yabancıların g&ouml;z&shy;lemlerinin de &ouml;nemli bir enformasyon kaynağı oldu&shy;ğunu s&ouml;yleyerek sunumunu bitirdi. </p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>12.03.2011 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=103</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>İktisad Zihniyet ve Ahlak Semozyumu</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl07_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/afis_fs_sempozyum_afis.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/afis_th_sempozyum_afis.jpg" alt="İktisad Zihniyet ve Ahlak Semozyumu" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 11.12.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Bağlarbaşı Kültür Merkezi<br /><br />
                            <p>&Uuml;sk&uuml;dar Belediyesi, İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) ve İlmi Et&uuml;dler Derneği&rsquo;nin (İLEM) ortaklaşa d&uuml;zenlediği İktisadi Zihniyet ve Ahlak konulu sempozyum 11 Aralık 2010 cumartesi g&uuml;n&uuml; Bağlarbaşı K&uuml;lt&uuml;r Merkezi&rsquo;nde ger&ccedil;ekleştirilmiştir.</p>
<p>Sempozyumda &uuml;&ccedil; oturum&rsquo;da toplam dokuz tebliğ sunulmuştur.<br />
İktisadi Zihniyet ve Ahlak Sempozyumu, kavramsal olarak bir araya geldiklerine &ccedil;ok sık rastlanmayan İktisadi zihniyet ve ahlak kavramlarını eksene alarak bu ikisi arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Modern iktisadi sistemin vazettiği ahlak anlayışı ve &uuml;zerine oturduğu zemin sunumların kalkış noktası olarak belirlenmiş, bu zemin &uuml;zerinden analiz ve eleştiriler geliştirilmiştir.</p>
<p>Sempozyum Prof. Dr. Sabri Orman&rsquo;ın &ldquo;İktisat, Zihniyet ve Ahlak&rdquo; başlıklı a&ccedil;ılık konuşması ile başlamıştır. Sonrasında &ldquo;İktisat ve Ahlak&rdquo; başlıklı oturumda &Ccedil;ukurova &Uuml;niversitesinden Prof. Dr. Enver Alper G&uuml;vel, &ldquo;Piyasa Ekonomisinin Temel Kurumları ve Ahl&acirc;k&rdquo;, İstanbul Şehir &Uuml;niversitesinden Prof. Dr. Cengiz Kallek, &ldquo;İslam İş Ahlakı&rdquo; ve Durham &Uuml;niversitesinden Dr. Mehmet Asutay, &ldquo;İslami Ahlak Ekonomisi Arayışları ve Modern İslam Bankacılığının Başarısızlığı&rdquo; başlıklı sunumlarını yaptılar.</p>
<p>Enver Alper G&uuml;vel, &ldquo;Piyasa Ekonomisinin Temel Kurumları ve Ahl&acirc;k&rdquo; başlıklı sunumunda piyasa ekonomisinin ekonomi politiği olan Liberalizmi, zıttı olan Totalitarizm&rsquo;le karşılaştırmalı olarak değerlendirmiş, bu &ccedil;er&ccedil;evede piyasa ekonomisinin temel kurumlarını karşılaştırmalı olarak ve &ldquo;ahl&acirc;k&rdquo;ın bu temel kurumlar i&ccedil;indeki yeri ve işlevini ortaya koymuştur. &ldquo;İslam İş Ahlakı&rdquo; başlıklı sunumunda Cengiz Kallek, mevcut iş ahlakı yaklaşımlarını ele alarak analiz etmiş, iş ahlakını kamu ve ferdi tasarruf arasında ele almıştır. Modern d&ouml;nemle birlikte ortaya &ccedil;ıkan tecr&uuml;benin i&ccedil;tima&icirc; sorunlara, kamusal alanda işlenen su&ccedil;lara karşı resm&icirc; ve ferd&icirc; bir duyarsızlığa yol a&ccedil;tığından bahseden Kallek, Asr-ı Sa&acirc;det &ouml;rnekliğinin bug&uuml;n itibariyle nasıl bir iş ahlakı &ouml;nerdiğini işlemiştir. &ldquo;İslami Ahlak Ekonomisi Arayışları ve Modern İslam Bankacılığının Başarısızlığı&rdquo; isimli tebliğinde ise Mehmet Asutay, M&uuml;sl&uuml;man d&uuml;nyadaki kalkınma problemine y&ouml;nelik &uuml;retilen İslam&rsquo;ın kendi değerleri, normaları, kuralları ve kurumlarının şekillendirdiği ahlakı hedefleyen sistem anlayışlarını tanımlayarak İslam ahlak ekonomisi denebilecek bir yaklaşımı detaylandırmıştır. Sonrasında ise İslami finansının genel &ccedil;er&ccedil;evesini ve bir sistem haline gelip işlemesi i&ccedil;in gerekli olan nitelikleri tartışmıştır. Ortaya konan bu &ccedil;er&ccedil;eveye uygun olarak da İslami finansın d&uuml;n&uuml; bug&uuml;n&uuml; ve mevcut durumunun yeterliliğini tartışmıştır.</p>
<p>&ldquo;Modern İktisadi Sistemin Zihniyet D&uuml;nyası&rdquo; başlıklı oturumda ise Kadir Has &Uuml;niversitesinden Dr. Cengiz Ceylan, &ldquo;Liberal Kapitalizm ve Ahlak&rdquo;, Florida State &Uuml;niversitesinden Dr. Necati Aydın, &ldquo;2008 Finansal Krizi &Ouml;rneğinde Kapitalizmin Ahlak Krizi&rdquo; ve Hizmet-İş Sendikasından Yrd. Do&ccedil;. Dr. İdiris Demirel, &ldquo;Siyaset Felsefesi A&ccedil;ısından Modern Kapitalist D&uuml;nya Sistemi ve Epistemolojik D&ouml;n&uuml;ş&uuml;mler&rdquo; başlıklı tebliğlerini sundular.</p>
<p>&ldquo;Modern İktisadi Sistemin Zihniyet D&uuml;nyası&rdquo; başlıklı sunumunda Dr. Cengiz Ceylan, tebliğinde modern iktisadi sistemin &uuml;zerine kurulduğu liberal ahlakın kaynaklarını ve temel &ouml;zellikleri ele almış, sonrasında ise T&uuml;rkiye bağlamında liberal ahlakın g&ouml;r&uuml;n&uuml;mlerini &ccedil;eşitli boyutları ile birlikte işlemiştir. Sonu&ccedil;ta ise hem T&uuml;rkiye hem de doğu toplumlarına y&ouml;nelik olarak kapitalizm karşısın&shy;da takınmaları gereken tutumla ilgili &ouml;neriler geliştirmiştir.</p>
<p>&ldquo;2008 Finansal Krizi &Ouml;rneğinde Kapitalizmin Ahlak Krizi&rdquo; başlıklı sunumunda Dr. Necati Aydın, 2008 yılında meydana gelen finansal krizi anlamak i&ccedil;in aydınlanma projesine kadar uzanan bir alt zeminden hareket ederek kapitalizmin asıl krizini ortaya koymuştur. Tebliğde kapitalizmin esas prensiplerini/varsayımlarını ahlak bakış a&ccedil;ısından inceleyerek, 2008 finansal krizi &ouml;rneğinde kapitalizmin ahlak krizi ele alınmıştır.</p>
<p>Yrd. Do&ccedil;. Dr. İdiris Demirel, &ldquo;Siyaset Felsefesi A&ccedil;ısından Modern Kapitalist D&uuml;nya Sistemi ve Epistemolojik D&ouml;n&uuml;ş&uuml;mler&rdquo; başlıklı tebliğinde kapitalizmi D&uuml;nya Sistemleri Analizi yaklaşımı bağlamında ele almıştır. Tebliğin genelinde ise modern kapitalist d&uuml;nya sistemi ve ona ilişkin olan epistemolojik d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mler sorunsallaştırılmıştır. Demirel tebliğini T&uuml;rkiye ile Modern Kapitalist D&uuml;nya Sistemi ilişkisinin tarihi, aradaki etkileşim ve analizi ile tamamlamıştır. &ldquo;T&uuml;rkiye&rsquo;de İktisadi Zihniyetin D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;&rdquo; başlıklı son oturumda ise Kırklareli &Uuml;niversitesinden Prof. Dr. G&uuml;lfettin &Ccedil;elik, &ldquo;Klasik-Modern Ekseninde &Uuml;retim-Paylaşım ve T&uuml;ketim&rdquo;, İstanbul &Uuml;niversitesinden Yrd. Do&ccedil;. Dr. L&uuml;tfi Sunar, &ldquo;Sabri F. &Uuml;lgener&rsquo;in İktisadi Zihniyet İncelemelerini Yeniden Değerlendirmek&rdquo; ve İlmi Et&uuml;dler Derneğinden Yusuf Alpaydın, ise &ldquo;İş K&uuml;lt&uuml;r&uuml;ndeki K&uuml;resel D&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerin &Ccedil;alışma Ahlakına Yansımaları&rdquo; başlıklı sunumlarıyla sempozyuma katıldılar. &ldquo;Klasik-Modern Ekseninde &Uuml;retim-Paylaşım ve T&uuml;ketim&rdquo; başlıklı tebliğinde Prof. Dr. G&uuml;lfettin &Ccedil;elik, &uuml;retim-paylaşım ve t&uuml;ketim s&uuml;re&ccedil;lerinde Klasik ve Modern d&ouml;nemlerin temel kabullerini, inanış ve diğer saiklerin de belirleyiciliğinde ortaya &ccedil;ıkan davranışları, tavır alışları ve tutumları, sebep-sonu&ccedil; ilişkisi i&ccedil;inde medeniyet coğrafyaları ayırımını da dikkate alan bir &ccedil;&ouml;z&uuml;mleme yapmıştır. Yrd. Do&ccedil;. Dr. L&uuml;tfi Sunar, &ldquo;Sabri F. &Uuml;lgener&rsquo;in İktisadi Zihniyet İncelemelerini Yeniden Değerlendirmek&rdquo; başlıklı tebliğinde &Uuml;lgener&rsquo;in kişisel yaşamı ve d&uuml;ş&uuml;nceleri arasındaki paralellikleri g&ouml;stermiş, &Uuml;lgener&rsquo;i d&ouml;nemin entelekt&uuml;el ve T&uuml;rk modernleşmesinin &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayan ortamında anlamlı bir yere oturtmaya &ccedil;alışmıştır. Weber ve Sombart&rsquo;ın analizleri &uuml;zerinden geliştirdiği iktisat yaklaşımın kaynaklarını ortaya koyan Sunar, zihniyet kavramı etrafında bir &Uuml;lgener eleştirisi de geliştirmiştir. Son tebliğde ise Yusuf Alpaydın, &ldquo;İş K&uuml;lt&uuml;r&uuml;ndeki K&uuml;resel D&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerin &Ccedil;alışma Ahlakına Yansımalarını&rdquo; konu edinmiştir. Tebliğinde T&uuml;rkiye&rsquo;de 1980&rsquo;li yıllardan itibaren gelişen kurumsallaşma, profesyonellik, kalite ve performans y&ouml;netimi vb. bir&ccedil;ok kavramın iş k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde daha g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale geldiğini belirten Alpaydın bu değişimlerin &ccedil;alışanlar ve &ccedil;alışma ahlakı &uuml;zerindeki etkilerini analiz etmiştir.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>11.12.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=87</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Rasyonalitenin Sınırları: İktisat Biliminde İnsan</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl08_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_getattachment.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_getattachment.jpg" alt="Rasyonalitenin Sınırları: İktisat Biliminde İnsan" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 01.10.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi<br /><br />
                            <p><b><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Değerlendiren: </span><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Oğuz Karasu </span></b></p>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">Uludağ &Uuml;niversitesi İktisat B&ouml;l&uuml;m&uuml; &ouml;ğretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ferudun Yılmaz İLEM A&ccedil;ılış Konferansı &ccedil;er&ccedil;evesinde &ldquo;Rasyonalitenin Sınırları: İktisat Biliminde İnsan&rdquo; konulu bir seminer verdi.</span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">İktisat disiplininin merkez&icirc; kavramlarından biri olan rasyonalite kavramının ele alındığı konferansta ras&shy;yonalite ve iktisat ilişkisi bağlamında ortaya &ccedil;ıkan in&shy;san tasavvuru irdelendi. İktisattaki h&acirc;kim teori i&ccedil;eri&shy;sinde rasyonalite kavramı&shy;nın kendisini felsefeden ay&shy;rıştırma &ccedil;abasının iktisat&shy;ta ortaya &ccedil;ıkardığı izd&uuml;ş&uuml;m&shy;ler, Heidegger&rsquo;den Gademer&rsquo;e uzanan bir &ccedil;izgide tartışıldı. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">&ldquo;Modernlik, insanı ergenlik&shy;te bırakır!&rdquo;: Modern d&uuml;nya&shy;nın insanı ergenlikte bırak&shy;manın da &ouml;tesine doğru ev&shy;rildiği bir s&uuml;recin i&ccedil;inde bu&shy;lunmaktayız; ancak yine de insanlığın ergenlikte duru&shy;yor olması bir şekilde insanlıkta ısrar ettiği anlamına da gelmekte diyen Yılmaz&rsquo;a g&ouml;re bilimlerin ve Batı d&uuml;&shy;ş&uuml;ncesinin insanın ergenlikten, insan olamayacağı h&acirc;le d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde olduğunu g&ouml;rebiliyo&shy;ruz. Batı d&uuml;ş&uuml;ncesinden burada kastedilen aynı zaman&shy;da Batılı tarihsel varoluştur. Bizler de birer Batılı olarak doğmak mecburiyeti i&ccedil;erisindeyiz ve yine -her ne kadar itiraz etsek dahi- onun i&ccedil;erisinde &ouml;leceğiz. Zira Batı d&uuml;&shy;ş&uuml;ncesinin ser&uuml;veni, Batı d&uuml;ş&uuml;ncesinin dışında olduğu&shy;muzu belirleyen bizlerin de tarihsel varoluşumuzu be&shy;lirleyebilecek yazgısal bir konuma gelmiştir. Bilimlerin, bilim olarak var olabilmelerinin tek imk&acirc;nı; felsefenin yok olması ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;. Felsefenin, Batı d&uuml;ş&uuml;ncesi&shy;nin g&uuml;zerg&acirc;hını belirleyici rol&uuml; bilimlerin &ccedil;ıkışıyla sona ermiştir. B&ouml;ylelikle, kendi i&ccedil;erisinde zenginleşmeye de&shy;vam ettiğini savunsa dahi felsefenin d&uuml;ş&uuml;nmeye y&ouml;ne&shy;lik katkısından artık s&ouml;z edemeyiz. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-size: 10pt;">19. y&uuml;zyılda kendisini doğa bilimlerine benzetme ko&shy;nusunda en tutkulu bilim olarak iktisat bilimini g&ouml;r&shy;mekteyiz. Bir disiplin olarak iktisadın seyri; Batı d&uuml;ş&uuml;n&shy;cesinin tarihsel varoluşunun insanlığı radikal bir şekil&shy;</span><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">de biyolojik bir varlığa doğru g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne dair yazgı&shy;sal ser&uuml;veninin en iyi temsil edildiği seyirlerden biridir. Bu duruma, biraz geriden bakıldığında diğer bilimler&shy;de de tanıklık edilebiliyor; ancak iktisatta &ccedil;ok daha so&shy;mut bir şekilde karşımıza &ccedil;ıkmaktadır. Dolayısıyla ik&shy;tisatta rasyonalite ve artık pek s&ouml;z edilmiyorsa da ikti&shy;satta insan kavramından konuşmak genel Batılı tarihsel ser&uuml;vene ilişkin de konuşmak anlamına geliyor diyen Yılmaz i&ccedil;in sorun; iktisadın matematikselleşmesi yahut doğa bilimlerine benzeme başarısının &ccedil;ok&ccedil;a olması de&shy;ğildir. Zira &ouml;yle olsaydı sorun; basit bir metodolojik tar&shy;tışmadan ibaret kalırdı. Oysa iktisattaki bu matematik&shy;selleşme, felsefenin bağrından kopan ve kaderi galiba hepsinin bir &ccedil;eşit matematikselleşmesinden ibaret olan ve kendine muhatap bildiği insan denilen varlığı gide&shy;rek biyolojik bir varlığa indirgeyen bir ser&uuml;venin &ouml;yk&uuml;&shy;s&uuml;n&uuml; g&ouml;stermektedir. İnsana ilişkin d&uuml;ş&uuml;nme ameliye&shy;si olan sosyal bilimlerin ama &ouml;zellikle de iktisadın de&shy;neysel bilime doğru yol almaya başladığını ve bu deney&shy;sel bilime doğru gidişte de doğrudan doğruya insanla&shy;rın biyolojik varlıklarına odaklanarak bu işi ger&ccedil;ekleş&shy;tirme &ccedil;abasına giriştiklerini g&ouml;rmekteyiz. İktisatta şim&shy;dilik bir eğilim olarak durmaktalar ama y&ouml;nelimi g&ouml;s&shy;termekte, ima ve iddia etmektelerdir. Deneysel iktisatla, bu &ccedil;atı altında yapılagelen faaliyet; bilinen insanı, diğer canlılardan bir canlı olarak g&ouml;ren anlayışı ifade etmek&shy;tedir. İnsan diğer canlılardan bir canlı ise ve diğer canlı&shy;ların davranışlarının anlaşılması; bedenlerinin anlaşıl&shy;ması ile ger&ccedil;ekleştirilebiliyorsa bu durum aynı şekilde insana ilişkin de ge&ccedil;erli olabilir. Dolayısıyla bir bireyin iktisada ilişkin davranışını da bu şekilde pek&acirc;l&acirc; anlaya&shy;biliriz gibi bir netice &ouml;n&uuml;m&uuml;ze &ccedil;ıkmaktadır. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">İnsanı &ldquo;d&uuml;ş&uuml;nen&rdquo; ve &ldquo;eyleyen&rdquo; bir varlık olarak iktisadın standart terminolojisinde rasyonel se&ccedil;im teorisi &ccedil;er&ccedil;e&shy;vesinde davranışlarını belirleyen, faydasını maksimi&shy;ze etmek &uuml;zere tutarlı davranan, tercihlerini tutarlı ger&shy;&ccedil;ekleştiren bir yaratık olarak tanımlayan Yılmaz; ikti&shy;satta rasyonel kavramının, insanın tercihlerini tutar&shy;lı ger&ccedil;ekleştirebilmesine denildiğini, rasyonel insanın ise son derece daraltılmış i&ccedil;sel tutarlılık varsayımı adı altında tanımlanmış bir davranış olduğunu belirtmiş&shy;tir. Başta s&ouml;ylenen ergenlikle, iktisadın bilim olarak in&shy;san davranışlarının -beyinsel fonksiyonların işleyişin&shy;den yola &ccedil;ıkarak; insanın- anlaşılabilmesinin arasın&shy;da ne gibi bir problem bulunmakta diye soracak olur&shy;sak; &ccedil;ok hayati bir problemle karşı karşıya olduğumu&shy;zu fark ederiz. </span></div>
<div style="margin: 0cm 0cm 6pt; line-height: 150%;"><span style="color: black; line-height: 150%; font-size: 10pt;">Seminerin son b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde Feridun Yılmaz; &ldquo;İnsan; &ouml;l&uuml;me doğru varlıktır.&rdquo; ifadesiyle 20. y&uuml;zyıl d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;&shy;n&uuml;n &ccedil;ok k&ouml;kensel bir şeyi ifade etmiş olduğunu s&ouml;yle&shy;mektedir. Zira b&ouml;ylelikle yalnızca insanların &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;; hayvanların, bitkilerin &ouml;lmediğini, onların bir biyolo&shy;jik tarzdan başka bir biyolojik tarza d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;; oysa insanların &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve varoluşsal anlamda bir d&ouml;n&uuml;&shy;ş&uuml;m ge&ccedil;irdiğini iddia etmiştir. Bununla birlikte bilimler -sosyal bilimler de d&acirc;hil- ise genetiğe doğru odaklana&shy;rak aslında insanların da &ouml;lmediğini, tıpkı bitki ve hay&shy;vanlar gibi olduğunu, varoluşsal anlamda kadim-kendi d&uuml;nyamızdan bildiğimiz &ouml;l&uuml;me ilişkin değil; bir biyolo&shy;jik tarz değişimine uğradıklarını giderek bizlere &ouml;ğret&shy;meye başlamışlardır. Şimdilik ima etseler dahi giderek daha da iddia eder h&acirc;le geleceklerdir. Bu y&ouml;n&uuml;yle de in&shy;san aslında insan olmaktan da &ccedil;ıkmaktadır. Kendi i&ccedil;in&shy;de sınırlı olan rasyonel davranışın bile &ouml;tesine gidilerek, tamamen genetiği &uuml;zerinden doğa bilimlerinden dev&shy;şirilen bilgi ile hakkında konuşulan bir yaratıktan artık s&ouml;z etmekteyizdir. Bu sebeple de &uuml;topik fikirlerin ger&shy;&ccedil;ekleşme ihtimalini de hep &ccedil;ok yakınımızda hissediyo&shy;ruz ve bu y&uuml;zden de aslında b&ouml;yle bir tarihsel varoluşla ve kaderle y&uuml;z y&uuml;ze olduğumuzu da unutamıyoruz. Ga&shy;rip olan ise şudur; b&ouml;yle bir kaderin i&ccedil;ine hi&ccedil; doğma&shy;mış gibi davranmayı yeğliyoruz. Alternatif d&uuml;ş&uuml;nce ge&shy;liştirip buna itiraz etmek yahut bizim geleneğimiz fark&shy;lıdır gibi ifadelerin hepsi anlamlı olsa dahi, o ifadele&shy;rin konforuna kendimizi bıraktığımız an aslında kendi konforumuzu tahkim ediyoruz sadece. Sanki o d&uuml;nyaya hi&ccedil; doğmamışız gibi konuşmayı ve karşılıklı birbirimi&shy;zi kandırmaya devam etmeyi yeğliyoruz. Bir embriyoyu bir genetik&ccedil;inin eline teslim ediyoruz. İsteğini, uygun&shy;sa buyurduklarını kabul ediyoruz. Ancak varoluşsal bir kaygıya sahipsek, i&ccedil;imizden atamadığımız bir uhde her zaman bize kendini hissettirmektedir. Yok, eğer ki bu şekilde değilsek, o vakit bu konforun i&ccedil;inde yaşıyoruz demektir. Sanki buraya doğmamış, sanki bunun i&ccedil;inde &ouml;lmeyecek ve sanki hi&ccedil; imtihana tabi tutulmamışız gibi davranarak hayatı bir aldanma ile ge&ccedil;irme yolunu se&ccedil;i&shy;yoruz demektir. Sorun; ne bilimlere, ne iktisada, ne ila&shy;hiyata ilişkin. Sorun; tarihsel varoluşa ilişkin bir sorun&shy;dur diyen Yılmaz konuşmasını; &ldquo;insanlık modernlikle birlikte ergenlikte bırakılmıştır ama ergenlik &ccedil;ocukluk&shy;la karışık bir &ccedil;eşit insanlık h&acirc;liydi. Şimdi ise -adı h&acirc;l&acirc; modernlik olabilir belki ama- i&ccedil;inde yaşadığımız her ne ise bu yaşaya geldiğimiz s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde bizler, &ccedil;ocuk&shy;lukla karışık bir &ccedil;eşit insanlık h&acirc;linin de &ouml;tesinde, yeni&shy;den başladığımızın iddia edildiği yere; hayvanlığa doğ&shy;ru &ccedil;ağrılıyor, g&ouml;t&uuml;r&uuml;l&uuml;yor ve s&uuml;r&uuml;kleniyoruz.&rdquo; şeklinde&shy;ki s&ouml;zleriyle bitirdi.</span></div>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>01.10.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=86</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>İslami Ekonomi Politik Bağlamında İslami Finans’ın Güncel Meseleleri</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl09_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_1_islami_finans_afis_41x57.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_1_islami_finans_afis_41x57.jpg" alt="İslami Ekonomi Politik Bağlamında İslami Finans’ın Güncel Meseleleri" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 17.09.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> İlmi Etüdler Derneği<br /><br />
                            <p><strong>Dr. Mehmet Asutay<br />
17 Eyl&uuml;l 2010 Cuma &ndash; 19:00-21:00</strong></p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde İslam ekonomisi tartışmalarını yerini İslami finans tartışmalarına bırakırken, meselenin hala derinlikli bir bi&ccedil;imde tartışıldığını s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;z&uuml;km&uuml;yor. Genellikle teorik bir bağlamda değil de g&uuml;ncel meseleler etrafında ele alındığı i&ccedil;in İslam ekonomisi &ccedil;alışmalarından beklenen birikim elde edilebilmiş değil. Bu sebeple g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n iktisadi sistemine gittik&ccedil;e daha fazla eklemlenen bir tartışma alanı ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Durham &Uuml;niversitesi'nde School of Governmant and International Affeirs b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde g&ouml;rev yapan Dr. Mehmet Asutay ise meselenin daima İslami ekomomi politik bağlamında ele alınması gerektiğini dile getirenlerden. Teorik ve b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir bakışla meseleleri ele alıp, yeni bir sistemin başlangı&ccedil; ilkelerini tespit etmenin zor ama mutlaka yerine getirilmesi gereken bir g&ouml;rev olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen Asutay, 17 Eyl&uuml;l Cuma saat 19:00'da İlmi Et&uuml;dler Derneği'nde konuyla ilgili &ouml;zel bir seminer sunacaktır.</p>
<p>Seminerle ilgili bilgi almak ve kayıt yaptırmak i&ccedil;in 02163104318-0536 657 6397 bilgi@ilmietudler.org.</p>
<p><strong>Dr. Mehmet Asutay</strong><br />
Dr. Mehmet Asutay, Durham &Uuml;niversitesi School of Government and International Affairs b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde, &ouml;zellikle Orta Doğu, İslami Politik Ekonomi ve Fnans alanlarını i&ccedil;eren Ekonomi Politik dersleri vermektedir.</p>
<p>Dr. Asutay,  İslam Ekonomisi, bankacılık ve finans; Orta Doğu ve İslam &uuml;lkelerinde ekonomi; ekonomi politik ve ekonomik gelişim konularında dersler verip, master ve doktora araştırmalarına danışmanlık yapmaktadır. Durham İslami Finans Programı&rsquo;nın koordinat&ouml;r yardımcılığını y&uuml;r&uuml;ten Asutay, ayrıca İslami Finans master programının ve Durham İslami Finans Yaz Okulu&rsquo;nun i&ccedil;erik koordinat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; vazifesini y&uuml;r&uuml;tmektedir.</p>
<p>Review of Islamic Economics dergisinde  edit&ouml;rl&uuml;k, American Journal of Islamic Social Sciences dergisinde yardımcı edit&ouml;rl&uuml;k g&ouml;revi y&uuml;r&uuml;tmekte ve Borneo Journal of Business and Economics de dahil olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli akademik dergilerin yayın kurulunda yer almaktadır.</p>
<p>Ekonomi ve siyaset ilişkisi ve bu ilişkinin T&uuml;rkiye&rsquo;deki kronik ekonomik istikrarsızlık &uuml;zerindeki etkisi hakkındaki kitapları 2011 Routledge tarafından yayımlanacaktır.  Asutay ayrıca şu an islami Fİnans hakkında iki kitabın edit&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yapmaktadır.  Edward Elgar&rsquo;s Critical Thinking Serisinin 2011 yılında yayınlanacak ciltlerinin İslam Ekonomisiyle ilgili b&ouml;l&uuml;mlerinin edit&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; y&uuml;r&uuml;tmektedir.</p>
<p>Asutay&rsquo;ın İslam ahlak ekonomisi, İslami bankacılık ve finans; Ortadoğu ekonomileri ve T&uuml;rkiye&rsquo;nin ekonomi politiği konulu makaleleri &ccedil;eşitli dergilerde yayımlanmıştır.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>17.09.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=85</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>IV. Genç Akademisyenler Buluşması</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl10_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_afis_fs_gab4.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_afis_fs_gab4.jpg" alt="IV. Genç Akademisyenler Buluşması" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 18.06.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Yalova Thermalium Wellness Park Otel<br /><br />
                            <p style="text-align: justify;">İSAGEM, İLEM, İLAM, İSM ve İSAR&rsquo;ın ortaklaşa d&uuml;zenlediği IV. Gen&ccedil; Akademisyenler Buluşması, 18 -20 Haziran 2010 tarihleri arasında Yalova Thermalium Wellness Park Otel&rsquo;de ger&ccedil;ekleştirildi. Farklı disiplinlerde &ccedil;alışmalar yapan gen&ccedil; akademisyenlerin buluşması, tanışması, tartışması; alanında yetkin hocaların bilgi ve birikimlerini gen&ccedil; akademisyenlerle paylaşması; ortak bir ilim anlayışı ve metodoloji &ccedil;er&ccedil;evesinde ilm&icirc; &ccedil;alışmalar yapabilme vasatının oluşturulması gibi kaygılarla ger&ccedil;ekleştirilen IV. Gen&ccedil; Akademisyenler Buluşması&rsquo;nın konusu, &ldquo;Yeni Meseleler ve &Ccedil;&ouml;z&uuml;m Arayışları&rdquo; idi. Buluşmada konu bağlamında bir &ccedil;er&ccedil;eve konferans, iki panel ve beş oturum ger&ccedil;ekleştirildi.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>18.06.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=99</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Bir Kayıp Ada: Edebi Geleneğimizin Fikri Temelleri</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl11_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_bilal_kem...jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_bilal_kem...jpg" alt="Bir Kayıp Ada: Edebi Geleneğimizin Fikri Temelleri" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 05.06.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> İlmi Etüdler Derneği<br /><br />
                            <p>İLEM Seminerleri Prof. Dr. Bilal Kemikli&rsquo;nin 05 Haziran 2010 Cumartesi g&uuml;n&uuml; vereceği &ldquo;Bir Kayıp Ada: Edebi Geleneğimizin Fikri Temelleri&rdquo; başlıklı seminerle devam edecek.</p>
<p>Tasavvuf şiiri &uuml;zerine yapığı &ccedil;alışmalarla tanınan Prof. Dr. Bilal Kemikli&rsquo;ye g&ouml;re &ldquo;Medeniyetimiz şiir medeniyetidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;nce medeniyetimizin esaslarını belirleyen, zihnimizi inşa eden ve aklımızı oluşturan kurucu kitabımız Kur&rsquo;an-ı Ker&icirc;m, her şeyden &ouml;nce s&ouml;z mucizesidir.Kur&rsquo;an, şairlerimiz i&ccedil;in hem s&ouml;yleyiş bakımından rehber hem de mana itibariyle temel ilham kaynağıdır.&rdquo;</p>
<p>Uludağ &Uuml;niversitesi İlahiyat Fak&uuml;ltesi &Ouml;ğretim &Uuml;yesi Prof. Dr. Bilal Kemikli&rsquo;nin vereceği &ldquo;Bir Kayıp Ada: Edebi Geleneğimizin Fikri Temelleri&rdquo; başlıklı seminerde edebiyat geleneğimizi oluşturan fikri altyapı tartışılacak ve gelenek ile sanat arasındaki ontolojik bağı anlatılacak.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bilal KEMİKLİ</strong><br />
1965 yılında Sivas&quot;ta doğdu. Ankara &Uuml;niversitesi İl&acirc;hiyat Fak&uuml;ltesi&quot;nden 1990 yılında mezun oldu. 1992&quot;de &Uuml;rd&uuml;n &Uuml;niversitesi&quot;nde İsl&acirc;m Medeniyeti ve Tarihi alanında araştırmalar yaptı. &ldquo;Sun&quot;ull&acirc;h-ı Gayb&icirc; D&icirc;v&acirc;nı: İnceleme-Metin&rdquo; konulu doktora tezini tamamlayarak 1998 yılında &ldquo;Doktor&rdquo; unvanını aldı.  2002 yılında Do&ccedil;ent oldu.Halen Uludağ &Uuml;niversitesi İlahiyat Fak&uuml;ltesi T&uuml;rk İslam Edebiyatı Anabilim Dalı &Ouml;ğretim &Uuml;yesi  olarak g&ouml;rev yapmaktadır.</p>
<p><strong>Kitap:</strong><br />
Sun'ull&acirc;h-i Gayb&icirc;: Hayatı-Eserleri-Şiirleri, Ak&ccedil;ağ Yayınları, Ankara, 2000.<br />
Sun'ull&acirc;h-i Gayb&icirc; Div&acirc;nı: İnceleme-Metin, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 2000.<br />
Ş&acirc;ir Şeyh&uuml;lislam Arif Hikmet Beyefendi: Hayatı-Eserleri-Şiirleri, M.E.B., Ankara, 2003.<br />
Oğlanlar Şeyhi İbrahim, M&uuml;fid &uuml; Muhtasar: İnceleme-Metin, Kitabevi, İstanbul, 2003.<br />
Sufi Aşk ve &Ouml;l&uuml;m, S&uuml;tun Yay.  İzmir 2007.<br />
&quot;Divan Şiirinde Sağlık&quot;, Osmanlılarda Sağlık, I, Ed. C. Yılmaz-N. Yılmaz, Biofarma Yay., İstanbul, 2006, 299-319.  <br />
G&uuml;l Kitabı: G&uuml;l K&uuml;lt&uuml;r&uuml; &Uuml;zerine İncelemeler, Ed. B. Kemikli, S. Turan, Isparta, 2005.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>05.06.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=108</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Çizginin Ötesi: İslam Sanatlarının Felsefesi</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl12_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_ali_riza_...jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_ali_riza_...jpg" alt="Çizginin Ötesi: İslam Sanatlarının Felsefesi" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 22.05.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> İlmi Etüdler Derneği<br /><br />
                            <p>İLEM Seminerleri Yrd. Do&ccedil;. Ali Rıza &Ouml;zacan&rsquo;ın 22 Mayıs 2010 Cumartesi g&uuml;n&uuml; vereceği &ldquo;&Ccedil;izginin &Ouml;tesi: İslam Sanatlarının Felsefesi&rdquo; başlıklı seminerle devam edecek.</p>
<p>Mimar Sinan &Uuml;niversitesi G&uuml;zel Sanatlar Fak&uuml;ltesi &ouml;ğretim &uuml;yesi Yrd. Do&ccedil;. Ali Rıza &Ouml;zcan &rsquo;ın vereceği &ldquo;&Ccedil;izginin &Ouml;tesi: İslam Sanatlarının Felsefesi&rdquo; başlıklı seminerde İslam sanatlarının d&uuml;ş&uuml;nce yapısını meydana getiren ana dinamikleri ortaya koyulacak.</p>
<p><strong>Do&ccedil;. Dr. Ali Rıza &Ouml;ZCAN</strong></p>
<p>Mimar Sinan &Uuml;niversitesi G&uuml;zel Sanatlar Fak&uuml;ltesi &ouml;ğretim &uuml;yesidir.&Ouml;zcan Lisans Eğitimini 1988  yılında Mimar Sinan &Uuml;niversitesi G&uuml;zel Sanatlar Fak&uuml;ltesi Geleneksel T&uuml;rk El Sanatları B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde tamamlamıştır.Y&uuml;ksek Lisans eğitimini Mimar Sinan &Uuml;niversitesi Sosyal Bilimler Enstit&uuml;s&uuml;&rsquo;nde 1990 yılında  &ldquo;Klasik Devir Kur&rsquo;an-ı Kerimlerinin Tezhipli Sayfaları&rdquo; başlıklı tez ile tamamlamıştır.Doktora eğitimini 1996 yılında aynı enstit&uuml;de &ldquo;T&uuml;rk Nestalik Ekol&uuml;&rdquo; tezi ile tamamlamıştır. 1997 yılında Prof. Dr. Ali Alparslan&rsquo;dan ta&rsquo;lik icazeti aldı.1989 yılında H&uuml;seyin Kutlu ile başladığı s&uuml;l&uuml;s-nesih yazılarından 2002 yılında icazetname aldı.Halen Mimar Sinan &Uuml;niversitesi G&uuml;zel Sanatlar Fak&uuml;ltesi Geleneksel T&uuml;rk El Sanatları B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde yardımcı do&ccedil;ent olarak &ccedil;alışmaktadır.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>22.05.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=107</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Türkiye’de Siyasal ve Tolumsal Değişim</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl13_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_ilem_kapanis.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_ilem_kapanis.jpg" alt="Türkiye’de Siyasal ve Tolumsal Değişim" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 15.05.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Çamlıca Sabahattin Zaim Kültür Merkezi<br /><br />
                            <p>İlmi Et&uuml;dler Derneği&rsquo;nin &ldquo;T&uuml;rkiye&rsquo;de Siyasal ve Toplumsal Değişim&rdquo; başlıklı 2009-2010 Kapanış Konferansını Sel&ccedil;uk &Uuml;niversitesi Sosyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml; &ouml;ğretim &uuml;yesi Do&ccedil;. Dr. Mustafa Aydın verecektir. Konferans 15 Mayıs 2010 Cumartesi g&uuml;n&uuml; saat 18.00&rsquo;de &Ccedil;amlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezinde ger&ccedil;ekleştirilecektir.</p>
<p>T&uuml;rkiye yirminci y&uuml;zyıldan beri k&ouml;kl&uuml; ve sarsıcı medeniyet krizleri yaşamaktadır. Yaşanan bu değişimlerin tarihsel ve toplumsal kaynaklarını tanımlayabilmek, y&ouml;n&uuml;n&uuml; ve mecrasını tespit edebilmek bile başlı başına bir sorun teşkil etmektedir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z a&ccedil;ısından bu değişimin dinamiklerinin ortaya konulması, değişim karşısında alınacak tavır ve konumun mahiyeti &ldquo;T&uuml;rkiye&rsquo;de Siyasal ve Toplumsal Değişim&rdquo; başlıklı konferansın i&ccedil;eriğini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Do&ccedil;. Dr. Mustafa AYDIN</strong></p>
<p>Konya Sel&ccedil;uk &Uuml;niversitesi Edebiyat Fak&uuml;ltesi Sosyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;ndedir. Siyaset Sosyolojisi, Din Sosyolojisi, Bilgi Sosyolojisi, Değişim Sosyolojisi, İslam K&uuml;lt&uuml;r ve Tarihi konularına ilgi duymaktadır. &Ccedil;alışmaları arasında; Moderniteye Dışarıdan Bakmak (A&ccedil;ılım Kitap), Siyasetin Sosyolojisi (A&ccedil;ılım Kitap), Kurumlar Sosyolojisi (Vadi Yayınları), Bilgi Sosyolojisi (A&ccedil;ılım Kitap) ve İslam'ın Tarih Sosyolojisi: İlk D&ouml;nem İslam Toplumunun Şekillenişi (Pınar Yayınları) sayılabilir.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>15.05.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=81</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Üçüncü Kuşak Haklar Olarak Kolektif Haklar</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl14_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_berdal_aral_afis.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_berdal_aral_afis.jpg" alt="Üçüncü Kuşak Haklar Olarak Kolektif Haklar" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 01.05.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> İlmi Etüdler Derneği<br /><br />
                            <p>İLEM Seminerleri Do&ccedil;. Dr. Berdal Aral&rsquo;ın 1 Mayıs 2010 Cumartesi g&uuml;n&uuml; vereceği &ldquo;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Kuşak Haklar Olarak Kolektif Haklar&rdquo; başlıklı seminerle devam edecek.</p>
<p>Fatih &Uuml;niversitesi Uluslar arası İlişkiler B&ouml;l&uuml;m&uuml; &ouml;ğretim &uuml;yesi Do&ccedil;. Dr. Berdal Aral&rsquo;ın vereceği &ldquo;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Kuşak Haklar Olarak Kolektif Haklar&rdquo; başlıklı seminerde İnsan haklarının bir b&uuml;t&uuml;n olarak k&uuml;resel d&uuml;zeyde yaygınlaştırılmamasının nedenleri irdelenerek kolektif hakların daha iyi bir d&uuml;nya inşa etmedeki &ouml;nemini tartışılacak.</p>
<p>Uluslar arası  Hukuk; İnsan Hakları; Avrupa Birliği; Avrupa Birliği-T&uuml;rkiye İlişkileri alanlarında yapmış olduğu &ccedil;alışmalarla tanınan Do&ccedil;. Dr. Berdal Aral&rsquo;a g&ouml;re yaşanabilir bir d&uuml;nya kurma s&uuml;recinde insan hakları &ouml;nemli bir sa&ccedil;ayağıdır. İnsan haklarının bir b&uuml;t&uuml;n olarak k&uuml;resel d&uuml;zeyde yaygınlaşmasının ve bu yolda uluslar&uuml;st&uuml; yargısal mekanizmalar kurulmasının &ouml;n&uuml;ndeki en &ouml;nemli engeli teşkil edenler kimlerdir? Sorusunu soran Do&ccedil;. Dr. Berdal Aral vereceği seminerde her halkın kendi geleceğini belirleme hakkı, barış hakkı,kalkınma hakkı, &ccedil;evre hakkı, demokratik y&ouml;netim hakkı vb. kolektif  hakların  daha iyi bir d&uuml;nya inşa etmedeki &ouml;nemini anlatarak sorduğu soruya cevap verecektir.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>01.05.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=106</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Türkiye’de Otantik Bir Felsefenin İmkânı ve Din</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl15_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/afis_fs_afis_recep_alpyagil.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/afis_th_afis_recep_alpyagil.jpg" alt="Türkiye’de Otantik Bir Felsefenin İmkânı ve Din" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 17.04.2010 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> İlmi Etüdler Derneği<br /><br />
                            <p>İlmi Et&uuml;dler Derneği bahar d&ouml;neminde bir dizi seminer d&uuml;zenleyecek. Birbirinden farklı konuları i&ccedil;eren İLEM Seminerleri başlıklı dizi, 17 Nisan 2010, Cumartesi g&uuml;n&uuml; Recep Alpyağıl&rsquo;ın sunacağı &ldquo;T&uuml;rkiye&rsquo;de Otantik Bir Felsefenin İmk&acirc;nı ve Din&rdquo; başlıklı seminerle başlayacak.<br />
<br />
İstanbul &Uuml;niversitesi İlahiyat Fak&uuml;ltesi &ouml;ğretim &uuml;yesi olan Yard. Do&ccedil;. Dr. Recep Alpyağıl&rsquo;ın vereceği &ldquo;T&uuml;rkiye&rsquo;de Otantik Bir Felsefenin İmk&acirc;nı ve Din&rdquo; başlıklı seminerde T&uuml;rkiye&rsquo;de felsefe geleneği ile yıllardan beri kurulamayan ilişkinin nedenlerini ele alınacak ve ilim geleneğimizde felsefenin imk&acirc;nları konusu tartışmaya a&ccedil;ılacak. Seminer 17 Nisan saat 16.00'da İlmi Et&uuml;dler Derneği'nde ger&ccedil;ekleştirilecektir.</p>
<p>Ayrıntılı Bilgi İ&ccedil;in:<br />
Onur G&uuml;naydın<br />
Tel: 0216 310 4318 &ndash; 0537 495 6463<br />
E-posta: bilgi@ilmietudler.org<br />
Adres: Halk Caddesi, T&uuml;rbe Kapısı Sokak, Hektaş İş Merkezi No:13/4 &Uuml;sk&uuml;dar, İstanbul</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>17.04.2010 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=105</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Ahmet Cevdet Paşa Anma Programı</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl16_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/ahmet-cevdet-pasa-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/ahmet-cevdet-pasa-th.jpg" alt="Ahmet Cevdet Paşa Anma Programı" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 26.12.2009 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Bağlarbaşı Kültür Merkezi<br /><br />
                            <p>Modernite ile  birlikte kesintiye uğrayan ilim geleneğimizi yeniden diriltmek ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;z  ilmiyle buluşturmak iddiasında olan kişi ve kurumları Ahmet Cevdet Paşa&rsquo;yı yeniden  anlama ve tartışma gayretinde bulunmaları gayet yerinde bir tutumdur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;,  Ahmet Cevdet Paşa geleneksel d&uuml;ş&uuml;nceye h&acirc;kim ve onu zamanın ruhuna uygun bir  formda ifade eden &ouml;nemli Osmanlı aydınlarındandır. Ahmet Cevdet Paşa&rsquo;nın, tarih&ccedil;iliği,  hukuk&ccedil;uluğu ve devlet adamlığı kimliklerinin her birinde klasik &acirc;limlerden ve  batıcı aydınlardan farklı, &ouml;zg&uuml;n bir &ccedil;izgisi vardır.</p>
<p>Anma Programı&rsquo;nda Mehmet Akif  Aydın, Cevdet Paşa'nın hukuk&ccedil;u kimliği &uuml;zerinde durdu. Aydın, o g&uuml;ne kadar  dağınık halde bulunan &ccedil;eşitli i&ccedil;tihatların ilk defa Cevdet Paşa tarafından  kanun formuna sokulduğunu, kodifiye edildiğini ve bunun hukuk tekniği a&ccedil;ısından  da başarılı bir şekilde ger&ccedil;ekleştirildiğini ifade etti.</p>
<p>Sami Erdem İslam  d&uuml;nyasındaki kanunlaştırma hareketlerinin toplumsal ihtiya&ccedil;lardan &ccedil;ok batının  siyasi baskısı altında yapıldığını hatırlattı. Ayrıca daha sivil, yerel ve  farklılıklara a&ccedil;ık olan i&ccedil;tihat fıkhının kanunlaşma ile birlikte yerini devlet  otoritesinin daha belirgin olduğu tek tip bir hukuka bıraktığını, bunun da  hukuk uygulayıcılarını İslam fıkhının temel kaynakları olan Kur'an ve s&uuml;nnetle  doğrudan irtibat kurmak yerine kanunu temel almaya zorladığını anlattı. Sami  hoca, ulus devlete ait bir form olduğunu s&ouml;ylediği kanunun fıkıh usul&uuml;ne aykırılıklar  taşıdığını s&ouml;yledi. Nitekim kanunlaştırmayla birlikte mezhepler ve mezhepler  i&ccedil;indeki farklı g&ouml;r&uuml;şler hukuksal temelini yitirdi. Fıkıh usul&uuml;nde kıyas  yapılmazken Mecelle ile bu m&uuml;mk&uuml;n hale geldi. Neticede Mecelle'nin İslam Hukuk  tarihinde &ccedil;ok ciddi bir yeri olduğunu kabul etmekle birlikte bir&ccedil;ok problemi de  b&uuml;nyesinde barındırdığını da ink&acirc;r etmemek gerekiyor.</p>
<p>Ayhan Bı&ccedil;ak, Cevdet Paşa'da  vak'an&uuml;vis&ccedil;i klasik tarih anlayışından farklı olarak tarihsel olayları belli  bir amaca g&ouml;re sıraladığını ifade etti. Cevdet Paşa tarih felsefesini klasik  İslam geleneğinin verileriyle oluşturmuş olmakla birlikte tarih&ccedil;iliğe yeni bir  ve&ccedil;he kazandırmıştır dedi.   Bedri Gencer ise Cevdet Paşayı  Alman modernleşmesindeki gelenekselci bir aydın Edmund Burke ile karşılaştırdı.  Gencer, modernleşmeye karşı olmaları, ancak geleneksel d&uuml;ş&uuml;ncenin de yeni formlara  ve a&ccedil;ılımlara ihtiya&ccedil; duyduğunu d&uuml;ş&uuml;nmelerinin bu iki aydını birleştiren ve  kıyaslanmasını gerektiren en &ouml;nemli unsur olduğunu s&ouml;yledi. Nitekim Cevdet Paşa  gibi Burke da hikmetten, ilahi iradeden, ilahi hikmetten bahsediyor. İkisi de  modernizmin getirdiği eleştirilere karşı geleneksel hikmete dayalı d&uuml;nya  g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; savunuyorlar.</p>
<p>Son olarak Ahmet Şimşirgil,  Ahmet Cevdet Paşa D&ouml;nemi ilim zihniyeti konulu tebliğini sundu. Şimşirgil, bir  Osmanlı kasabasında doğmuş olan Cevdet Paşa&rsquo;nın sahip olduğu ilmi seviyeyi  Osmanlıdaki ilmi yapının kasabalara kadar h&acirc;kimiyetini kurabilmiş olmasıyla  a&ccedil;ıklanabileceğini ifade etti. Mecelle'yi hazırlayanlardan &ouml;nemli bir  &ccedil;oğunluğunun İstanbul dışında yetişmiş olduğunu buna delil olarak g&ouml;sterdi. Osmanlı'daki  medrese usul&uuml;n&uuml;n g&uuml;n&uuml;m&uuml;z zihniyeti a&ccedil;ısından da faydalanılmaya değer olduğunu  d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirtti. Bug&uuml;n istenilen &ccedil;apta ilim adamı yetişmemesini de bu  irtibatın yeteri kadar kurulamamış olmasına bağladı.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>26.12.2009 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=61</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Toplum Sorunları Karşısında Düşünce Üretimi</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl17_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/toplum-sorunlari-karsisinda-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/toplum-sorunlari-karsisinda-th.jpg" alt="Toplum Sorunları Karşısında Düşünce Üretimi" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 23.10.2009 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Bağlarbaşı Kültür Merkezi<br /><br />
                            <p>İlmi Et&uuml;dler Derneği&rsquo;nin &ldquo;Toplum Sorunları Karşısında D&uuml;ş&uuml;nce &Uuml;retimi&rdquo; başlıklı 2009-2010 A&ccedil;ılış konferansını tarih felsefesi ve d&uuml;ş&uuml;ncesi alanında yaptığı &ouml;nc&uuml; &ccedil;alışmaları ile tanıdığımız Prof. Dr. Ayhan Bı&ccedil;ak verdi. Konferans 23 Ekim 2009 Cuma g&uuml;n&uuml; saat 19.00&rsquo;da Bağlarbaşı K&uuml;lt&uuml;r Merkezinde başladı.</p>
<p>Prof. Dr. Ayhan Bı&ccedil;ak konferansta, yaşadığımız toprakların tarihsel, toplumsal ve d&uuml;ş&uuml;nsel kaynaklarını kullanarak bir d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retiminin imkanlarını sorgulayarak, akademisyenlik mesleğini se&ccedil;en kişilerin toplumsal sorunlar karşısında konumunun ne olması gerektiği ve sahip olması gereken niteliklerin neler olması gerektiğini tartıştı.</p>
<p><strong>Ayhan Bı&ccedil;ak</strong></p>
<p>1956 yılında Erzincan'da doğmuştur. Boğazi&ccedil;i Beh&ccedil;et &Ccedil;ağlar Lisesi'nden 1976 yılında mezun olmuş, 1978 yılında İstanbul &Uuml;niversitesi Edebiyat Fak&uuml;ltesi Felsefe B&ouml;l&uuml;m&uuml;nde eğitime başlamış, adı ge&ccedil;en b&ouml;l&uuml;m&uuml; 1982 yılında bitirmiştir. Aynı b&ouml;l&uuml;mde 1985 yılında Aristoteles'in İnsan Toplum ve Tarih Anlayışı teziyle y&uuml;ksek lisans &ccedil;alışmasını tamamlamıştır. 1991 yılında adı ge&ccedil;en b&ouml;l&uuml;me, araştırma g&ouml;revlisi olarak girmiştir. Prof. Dr. Teoman Duralı'nın g&ouml;zetiminde hazırladığı, Platon'un Tarih Kavrayışı adlı tezle 1992 yılında doktoradan mezun olmuştur. 1995 yılında yardımcı do&ccedil;entlik, 1996 do&ccedil;entlik unvanlarını almış, 1997 de do&ccedil;entlik kadrosuna atanmıştır. Tarih ve Siyaset felsefeleri ağırlıklı dersler vermekte ve bu doğrultuda &ccedil;alışmalarını s&uuml;rd&uuml;rmekte olan Ayhan Bı&ccedil;ak, 2007 Kasım'ından itibaren Felsefe Tarihi Anabilim Dalı'ndaki Profes&ouml;rl&uuml;k kadrosuna atanmıştır.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>23.10.2009 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=62</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>3. Genç Akademisyenler Buluşması</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl18_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/fs_afis_fs_gab3.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/th_afis_fs_gab3.jpg" alt="3. Genç Akademisyenler Buluşması" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 26.06.2009 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> İBB İkitelli Eğitim ve Sosyal Tesisleri<br /><br />
                            <p>İLEM, İSAR, İLAM ve İSAGEM kurumlarının katılımıyla d&uuml;zenlendi. III. Gen&ccedil; Akademisyenler Buluşması&rsquo;nda y&uuml;ksek lisans ve doktora &ouml;ğrencileri d&ouml;rt oturumda toplam yirmi iki tebliğ sundu. Teoman Duralı ve Yusuf Kaplan&rsquo;ın &ccedil;er&ccedil;eve konferanslarının yer aldığı buluşmada, Recep Şent&uuml;rk, Halil Kurt, Murteza Bedir ve G&uuml;lfettin &Ccedil;elik&rsquo;in katılımıyla &ldquo;Değişimin Dinamikleri&rdquo; başlıklı bir panel icra edildi. Buluşma&rsquo;nın sonunda bir değerlendirme toplantısı yapıldı ve bir sonraki Gen&ccedil; Akademisyenler Buluşması&rsquo;nın &ccedil;er&ccedil;evesi tartışıldı. Toplantıda sunulan tebliğlerden se&ccedil;ilenler edit&ouml;rl&uuml;k ve hakemlik s&uuml;re&ccedil;lerinden ge&ccedil;irilerek kitaplaştırılmış ve &ldquo;S&uuml;reklilik ve Değişim Arasında D&uuml;ş&uuml;nce ve Hayat&rdquo; ismi ile Yedirenk Yayınları tarafından basılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>26.06.2009 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=98</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Medeniyet Krizi Neden Sinema İle Aşılabilir?</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl19_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/medeniyet-krizi-neden-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/medeniyet-krizi-neden-th.jpg" alt="Medeniyet Krizi Neden Sinema İle Aşılabilir?" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 10.05.2009 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Üsküdar Belediyesi Sabahattin Zaim Eğitim Merkezi<br /><br />
                            <p>İlmi Et&uuml;dler Derneği&rsquo;nin 2008-2009 seminerlerinin kapanışı sinema eleştirisi alanının &ouml;nde gelen isimlerinden Yusuf Kaplan'ın &ldquo;Medeniyet Krizi Neden Sinema İle Aşılabilir?&rdquo; başlıklı konferansı ile yapıldı. Konferans 10 Mayıs 2009 Pazar g&uuml;n&uuml; saat 18.00&rsquo;de &Ccedil;amlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezinde ger&ccedil;ekleştirildi.</p>
<p>Sinema alanının T&uuml;rkiye&rsquo;de gelişmesi i&ccedil;in hem teorik hem de pratik alanda &ouml;zenli ve &ouml;zverili &ccedil;alışmalarıyla tanınan Yusuf Kaplan, yaşadığımız medeniyet krizine sinema &ccedil;er&ccedil;evesinden bakarak ve sinemanın medeniyetin dili olması i&ccedil;in gereken zemini soruşturdu. S&uuml;rekli film diline ve televizyonculuk d&uuml;nyasına &ouml;zg&uuml;n katkılar yapmaya &ccedil;alışan Kaplan konferansında t&uuml;keten, birilerinin kurduğu dili kullanan karikat&uuml;r bir sinema yerine &uuml;reten ve dil kuran bir sinemanın imkanlarını tartıştı.</p>
<p><strong>Yusuf Kaplan (1964- )</strong></p>
<p>İletişimbilimci, yazar, &ccedil;evirmen. Bilgi &Uuml;niversitesi&rsquo;nde, lisans ve y&uuml;ksek lisans d&uuml;zeyinde iletişim, film ve k&uuml;lt&uuml;rel teori dersleri verdi. &Ccedil;eşitli basın, yayın kuruluşlarında y&ouml;netici ve eğitimci olarak g&ouml;rev yaptı. Halen Yeni Şafak Gazetesi ve Ger&ccedil;ek Hayat dergisinde yazar olup K&uuml;lliyat Yayınları&rsquo;nın da edit&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yapmaktadır. &Ccedil;alışmaları Medeniyetler ve D&uuml;ş&uuml;nce Tarihi konularında yoğunlaşmaktadır.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>10.05.2009 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=63</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Kriz, Toplum ve Gelecek</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl20_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/kriz-toplum-gelecek-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/kriz-toplum-gelecek-th.jpg" alt="Kriz, Toplum ve Gelecek" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 04.04.2009 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi<br /><br />
                            <p>İlmi Et&uuml;dler Derneği, &uuml;lkemiz ve d&uuml;nya g&uuml;ndemini meşgul eden konulardan biri olan k&uuml;resel iktisadi kriz ile ilgili bir panel d&uuml;zenledi. K&uuml;redeki değişimleri farklı bir bi&ccedil;imde ele alan, modern yaşam bi&ccedil;imi ve iktisat ilişkisini tartışan panel 04 Nisan 2009 Cumartesi g&uuml;n&uuml;, 14.30-16.30 saatleri arasında Altunizade K&uuml;lt&uuml;r ve Sanat Merkezinde ger&ccedil;ekleştirildi.</p>
<p>Panelde Yrd. Do&ccedil;. Dr. &Uuml;nal &Ccedil;AGLAR &ldquo;Krizin Ahlaki Boyutu&rdquo;, Dr. Cengiz CEYLAN &ldquo;İktisadi Krizin Toplumsal Yansımaları&rdquo; başlıklı tebliğlerini sundular. İktisadi değişikliklerin ve k&uuml;resel mali krizin farklı bakış a&ccedil;ılarıyla ele alındığı panelde d&uuml;nya &ouml;l&ccedil;eğinde &ccedil;eşitli d&ouml;nemlerde yaşanan krizlerin kapitalizmin sunduğu &uuml;retim, t&uuml;ketim ve b&ouml;l&uuml;ş&uuml;m ilişkilerinin bir sonucu olduğu, krizler sonrasında d&uuml;nya ekonomik sisteminin ger&ccedil;ek yapısal d&uuml;zenlemelere tabi tutulmadığı, bu nedenle de &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yıllarda da benzer krizlerin yaşanacağı vurgulandı.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>04.04.2009 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=64</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Divan Edebiyatı Sohbetleri</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl21_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/divan-edebiyati-sohbet-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/divan-edebiyati-sohbet-th.jpg" alt="Divan Edebiyatı Sohbetleri" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 03.04.2009 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> İlmi Etüdler Derneği<br /><br />
                            <p>İlmi Et&uuml;dler Derneği hafta i&ccedil;i seminerleri dizisi 2008-2009 d&ouml;neminde Do&ccedil;. Dr. &Ouml;m&uuml;r Ceylan&rsquo;ın Divan Edebiyatı sohbetleri ile devam etti. 3 Nisan&rsquo;da başlayarak altı hafta s&uuml;ren seminerlerde ilk d&ouml;nem divan şiirlerinden başlanarak her y&uuml;zyılı temsil eden şiirler incelenerek Osmanlı medeniyeti ve d&uuml;ş&uuml;ncesinin izleri s&uuml;r&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>K&uuml;lt&uuml;r &Uuml;niversitesi Fen-Edebiyat Fak&uuml;ltesi T&uuml;rk Dili ve Edebiyatı B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde &ouml;ğretim g&ouml;revlisi olan &Ouml;m&uuml;r Ceylan, başta Kuşlar Divanı ve Tasavvuf&icirc; Şiir Şerhleri olmak &uuml;zere bir &ccedil;ok kitap, ulusal ve uluslararası makale kaleme aldı. Ceylan&rsquo;ın bu seminerinde ise, İslam medeniyetinin n&uuml;fuz alanında filizlenen Divan Şiiri &uuml;zerinden bu medeniyetin izleri s&uuml;r&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>D&uuml;zenlediği bir &ccedil;ok konferans, anma toplantısı ve panelle tarihe ve k&uuml;lt&uuml;re ışık tutma gayreti i&ccedil;inde olan İlmi Et&uuml;dler Derneği&rsquo;nin hafta i&ccedil;i seminerleri &ccedil;er&ccedil;evesinde d&uuml;zenlediği ge&ccedil;miş programlarda, Sosyolog Dr. Alev Erkilet&rsquo;in &ldquo;İslam D&uuml;nyasında Toplumsal Değişme ve Siyasal Hareketler&rdquo; ve ekoloji uzmanı Dilaver Demirağ&rsquo;ın &ldquo;T&uuml;ketim K&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve G&uuml;ndelik Yaşam&rdquo; konulu seminerleri tertip edilmişti.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>03.04.2009 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=65</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Said Halim Paşa: Güzide-i Vüzera Anma Programı</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl22_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/said-halim-pasa-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/said-halim-pasa-th.jpg" alt="Said Halim Paşa: Güzide-i Vüzera Anma Programı" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 28.12.2008 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Altunizade Kültür Merkezi<br /><br />
                            <p>Osmanlı son d&ouml;neminin &ouml;nemli siyasilerinden ve entelekt&uuml;ellerinden biri olan Said Halim Paşa, bıraktığı d&uuml;ş&uuml;nce mirasını incelemek ve anlamak amacıyla 28 Mayıs 2008, Pazar g&uuml;n&uuml; 18.00-20.00 saatleri arasında Altunizade K&uuml;lt&uuml;r ve Sanat Merkezinde anıldı.</p>
<p>Anma programı kapsamında &ldquo;Bir Osmanlı Toplum D&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;&rdquo; başlıklı panelde Prof. Dr. Recep Şent&uuml;rk &ldquo;Batı Sosyolojisinin Eleştirisi ve Sait Halim Paşa&rdquo;, Dr. Michelangelo GUIDA &ldquo;Said Halim Paşa&rsquo;nın Siyasal ve Toplumsal D&uuml;ş&uuml;nceleri&rdquo;, Vahdettin Işık ise &ldquo;Son D&ouml;nem İslamcılığı Said Halim Paşa&rsquo;yı Neden G&ouml;z Ardı Ediyor?&rdquo; konulu bildirilerini sundular.Batı tecr&uuml;besini de yaşamış olmasına rağmen batılılaşmanın ve batıya benzemenin karşısında k&ouml;klerine bağlı kalmayı başarabilmiş ender şahsiyetlerden biri olan Said Halim Paşa i&ccedil;inde bulunduğu toplumsal ve siyasi meseleleri ve şartları &ouml;zg&uuml;n bir bi&ccedil;imde ele almıştır. Bu y&ouml;n&uuml;yle son d&ouml;nem Osmanlı aydınları ve siyaset adamları arasında &ouml;nemli bir yere sahiptir.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>28.12.2008 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=66</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>İlmi Etüdler Derneği 2008 - 2009 Açılış Konferansı</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl23_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/duygu-otesi-modern-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/duygu-otesi-modern-th.jpg" alt="İlmi Etüdler Derneği 2008 - 2009 Açılış Konferansı" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 09.10.2008 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi<br /><br />
                            <h2>DUYGU&Ouml;TESİ MODERN BATI VE ŞİDDET</h2>
<p>İlmi Et&uuml;dler Derneği&rsquo;nin &ldquo;Duygu&ouml;tesi Modern Batı ve Şiddet&rdquo; başlıklı 2008-2009 A&ccedil;ılış Konferansı &ccedil;ağdaş sosyal teorinin &ouml;nde gelen isimlerinden Stjepan Mestrovic ile ger&ccedil;ekleştirildi. Sosyal teori alanında T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ouml;nde gelen isimlerinden Yusuf Kaplan&rsquo;ın bir takdim konuşması yaptığı konferans 09 Ekim Perşembe g&uuml;n&uuml; saat 18.00&rsquo;de Altunizade K&uuml;lt&uuml;r Sanat Merkezinde yoğun bir katılım ile yapıldı.</p>
<p>Amerika'nın d&uuml;nya siyasetindeki konumu ve yakın d&ouml;nem savaşlarına y&ouml;nelik eleştirileri, İslam-Hıristiyan &ccedil;atışmalarına getirdiği daha ılımlı yaklaşımlarıyla dikkat &ccedil;eken ve T&uuml;rkiye'de &ldquo;Duygu&ouml;tesi Toplum&rdquo; ve &ldquo;Uygar Barbarlık&rdquo; isimli kitapları ile tanınan Prof. Stjepan Mestrovic 1991 yılından beri Texas A&amp;M &Uuml;niversitesi'nde Sosyoloji Profes&ouml;r&uuml; olarak ders vermektedir.</p>
<p>Mestrovic bu konferansında batılı toplumları &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemek i&ccedil;in kullandığı &ldquo;duygu&ouml;tesi toplum&rdquo; ve &ldquo;uygar barbarlık&rdquo; kavramsallaştırmalarından hareketle batı toplumunun şiddet tasavvurunu ve bunun fiili yansımalarını analiz etti. Mestrovic Batılı toplumları, &ouml;nce Bosna'da M&uuml;sl&uuml;man halkın, ardından Kosova'da Arnavutların Sırplar tarafından soykırımdan ge&ccedil;irilmesini televizyondan seyretmekle yetinen, tepkisiz ve sinmiş insanların &ccedil;oğunluğu oluşturduğu bir toplum olarak tanımlamaktadır. Batılı toplumun bu noktaya nasıl geldiğini ise ş&ouml;yle ifade ediyor;</p>
<p>&quot;Olayların insanlarda kollektif bir coşku yarattığı, onları duygulandırdığı ve eyleme sevk ettiği zamanlar ge&ccedil;ip gitmiş, duygular [tıpkı televizyon ekranlarındaki en trajik haberler sunulurken bile yapıldığı gibi] paketlenip [nasıl verilmek isteniyorsa &ouml;ylece r&ouml;tuşlanıp, cil&acirc;lanıp, t&uuml;ketime] kullanıma sokulur hale gelmiştir. &Ccedil;ağımız insanı artık ger&ccedil;ek duygularını [&ouml;fkelerini veya acılarını, &uuml;z&uuml;nt&uuml;lerini veya sevin&ccedil;lerini] yaşayamaz, onları eyleme d&ouml;kemez; olsa olsa [televizyon ekranı aracılığıyla] bir duygu sim&uuml;lasyonu yaşayabilir.&quot;</p>
<p>Mestrovi&ccedil;, batılı toplumlarda meydana gelen kayıtsızlık, tepkisizlik durumunu &quot;&ccedil;ağdaş Batı d&uuml;nyasının ufkundan doğan, sentetik duyguların k&uuml;lt&uuml;r end&uuml;strisi tarafından geniş &ccedil;apta g&uuml;d&uuml;mlendiği / manip&uuml;le edildiği yeni-Orwell'ci bir s&uuml;re&ccedil;&quot; olarak tanımlar ve ş&ouml;yle a&ccedil;ımlar: &quot;Duygular, yeni bir entelekt&uuml;el bi&ccedil;im alarak mekanikleşmiş, seri &uuml;retime ve melez duygulara d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Uygun bi&ccedil;imde paketlendiği s&uuml;rece her politika ya da olay kabul edilebilir hale gelmiştir. Eylem i&ccedil;in gerekli olan akıl-duygu bağı kopmuştur. &Ouml;fke artık kollektif eyleme d&ouml;n&uuml;şmeyecektir. Kuşku ve belirsizlik, duygu&ouml;tesi entellekt&uuml;ellerin mihenktaşı olmuştur: Onlar her bakış a&ccedil;ısını bilme ve hepsine karşı tavırsız kalabilme becerisini edinmişlerdir.&quot;</p>
<p><strong>Prof. Dr. Stjepan Mestrovic</strong></p>
<p>1918 yılında kurulan Yugoslavya'nın kurucularından ve aynı zamanda &uuml;nl&uuml; bir heykeltraş olan Ivan Mestrovic'in torunu olan Stjepan Mestrovic, 1991 yılından beri Texas A&amp;M &Uuml;niversitesi'nde Sosyoloji Profes&ouml;r&uuml; olarak ders veriyor. Mestrovic'in ilgilendiği alanlar arasında sosyoloji teorisi, klasik sosyolojik d&uuml;ş&uuml;nce, tıp sosyolojisi, zihinsel tedavi sosyolojisi, din sosyolojisi, zihinsel tedavi hukuku, postmodernzim, k&uuml;lt&uuml;rel &ccedil;alışmalar, Doğu Avrupa, Rusya ve Balkanlar bulunuyor.</p>
<p>Mestrovic akademik &ccedil;alışmalarının yanı sıra askeri mahkemelerde g&ouml;r&uuml;len &ccedil;eşitli davalarda g&ouml;zlemci sosyolog sıfatıyla katılmaktadır. İnsanlık dışı muameleleriyle medyanın g&uuml;ndemine gelen Guantanamo ve Ebu Garib hapishaneleri de Mestrovic&rsquo;in g&ouml;zlemci sıfatıyla katıldığı yerler arasında sayılabilir.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>09.10.2008 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=67</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>II. Genç Akademisyenler Buluşması</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl24_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/ii-genc-akademisyenler-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/ii-genc-akademisyenler-th.jpg" alt="II. Genç Akademisyenler Buluşması" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 20.06.2008 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Kartepe The Greenpark Hotel – İzmit<br /><br />
                            <h2>&ldquo;Geleneğimiz ve Bilimler: Entelekt&uuml;el Bağımlılığı Aşmak&rdquo;</h2>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">İLEM (İlmi Et&uuml;dler Derneği), İSAGEM (İstanbul Akademik Gelişim Merkezi) ve İSM&rsquo;nin (İlim ve Sanatlar Merkezi) ortaklaşa d&uuml;zenleyeceği II. Gen&ccedil; Akademisyenler Buluşması&rsquo;nın bu yılki teması &ldquo;Geleneğimiz ve Bilimler: Entelekt&uuml;el Bağımlılığı Aşmak&rdquo; olacaktır. Buluşmada sunulacak tebliğlerde sosyal bilimler, fen bilimleri ve İslami ilimler ilim geleneğimiz &ccedil;er&ccedil;evesinde bir değerlendirmeye tabi tutulacak ve bu ilimlerin gelenek i&ccedil;erisinde oturduğu yer ve geleneğimiz ile ilişkileri sorgulanacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">20&ndash;22 Haziran 2008 tarihlerinde İzmit Kartepe&rsquo;deki The Greenpark Hotel&rsquo;de ger&ccedil;ekleştirilecek buluşma panel ve at&ouml;lye sunumları şeklinde ge&ccedil;ecektir. Buluşma kapsamında 2 panelde genel konuların ele alındığı 6 bildiri, at&ouml;lyelerde ise daha &ouml;zel başlıkların ele alındığı 20&rsquo;nin &uuml;zerinde bildiri sunulacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplantı kapsamında Prof. Dr. Alpaslan A&ccedil;ıkgen&ccedil; ve Prof. Dr. Tahsin G&ouml;rg&uuml;n&rsquo;&uuml;n vereceği konferanslar yer alacaktır.</p>
<p>Buluşmaya y&uuml;ksek lisans ve doktora &ccedil;alışmalarına devam eden araştırmacılar katılacaklardır.</p>
<p><strong>2. GEN&Ccedil; AKADEMİSYENLER BULUŞMASI PROGRAMI</strong></p>
<p>20-22 Haziran 2008 / Kartepe</p>
<p>20 Haziran 2008 Cuma</p>
<p>15:00 Hareket</p>
<p>17:00 Varış</p>
<p>18:00-19:00 Akşam Yemeği</p>
<p>19:00-19:30 A&ccedil;ılış Konuşmaları</p>
<p>19:30-21:00 A&ccedil;ılış Konferansı: Prof. Dr. Recep Şent&uuml;rk</p>
<p>Fıkıh ve Sosyal Bilimler Geleneğimiz</p>
<p>21 Haziran 2008 Cumartesi</p>
<p><br />
09:00-10:00 Konferans: Prof. Dr. Numan Kurtulmuş</p>
<p>Entelekt&uuml;el Bağımlılığı Aşmak: Sebahattin Zaim &Ouml;rnekliği</p>
<p>10:30-12:00 1. Panel: Gelenek ve Modern Arasında</p>
<p>Enes Kabak&ccedil;ı, Pozitivizmin T&uuml;rkiye&rsquo;ye Girişi ve Siyaset &Uuml;zerine Etkisi</p>
<p>Murat &Ccedil;emrek, Post-Modernizmin Dayanılmaz Cazibesi: M&uuml;sl&uuml;manların Post-Modern Bilgi Teorisine Yaklaşımları ve Otantik Bir Bilgi Teorisi İnşasının İmkanları</p>
<p>İbrahim Halil &Uuml;&ccedil;er, K&uuml;lt&uuml;r Ve Medeniyetlerde Bireyselleşme İlkesi Olarak Gelenek Ve Hafıza</p>
<p>12:00-13:30 &Ouml;ğlen Yemeği</p>
<p>13:30-16:00 İslam İlimleri Geleneği At&ouml;lyesi - I</p>
<p>Y&ouml;neten: Murtaza Bedir</p>
<p>Taha Boyalık, Anlam Kavramına Kategorik Bir Yaklaşım: İslam D&uuml;ş&uuml;ncesinde Tefsir-Tevil Ayrımı</p>
<p>Mehmet &Ccedil;i&ccedil;ek, Modern Zamanda Bilimsel Bilgi ve Bir Bilim Adamı Olarak M&uuml;fessir</p>
<p>M. Zahid Tiryaki, D&uuml;ş&uuml;nce ve Hayat: Nitelikli Bir D&uuml;ş&uuml;nme Faaliyetinin Temel Unsurlarına Dair Bazı İlk Tespitler</p>
<p>Hamdi &Ccedil;ilingir, Modern Bir Zihniyetin Gelenek Okuması: Hadis Istılahları ve Hadis Tarihine Yeniden Bir Bakışın Analizi</p>
<p>Khalil Abdur-Rashid, Fıkhın Yeniden Keşfi</p>
<p>Mehmet &Ouml;zturan, Farabi&rsquo;de Bilgi ve Kesinlik</p>
<p>13:30-16:00 Gelenek ve Modernleşen Toplumsal D&uuml;ş&uuml;nce</p>
<p>Y&ouml;neten: Enes Kabak&ccedil;ı</p>
<p>Adem Başpınar, Baykan Sezer D&uuml;ş&uuml;ncesinin Yerli Sosyolojinin İmkanı ve Zaafları A&ccedil;ısından Değerlendirilmesi</p>
<p>Ali Kaya, Nurettin Top&ccedil;u&rsquo;da Toplum D&uuml;ş&uuml;ncesi</p>
<p>Murat Şent&uuml;rk, Said Halim Paşa'nın Sosyolojisi</p>
<p>17:00-18:30 &Ccedil;er&ccedil;eve Konferans Prof. Dr. Alpaslan A&ccedil;ıkgen&ccedil;</p>
<p>Tarihte Bilgi Gelenekleri ve İslam Bilgi Geleneği</p>
<p>19:00-20:00 Akşam Yemeği</p>
<p>20:00-22:00 Sosyal Aktivite</p>
<p>22 Haziran 2008 Pazar</p>
<p>09:00-10:30 2. Panel: Değişen Varlık ve Bilim Anlayışı</p>
<p>Y&ouml;neten: Tuncay Zorlu</p>
<p>Fatih Tetik, Bilim Tarifinin Tanzimattaki D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;: Ulum-ı Tıptan F&uuml;nun-ı Tababete</p>
<p>Y&uuml;cel Aşıkoğlu, Osmanlı Ulemasının &Acirc;lem Tasavvuru ve Modern Evren Anlayışıyla Karşılaşmalar</p>
<p>11:00-13:00 İslam İlimleri Geleneği At&ouml;lyesi - II</p>
<p>Y&ouml;neten: Recep Şent&uuml;rk</p>
<p>M. Fatih Kılı&ccedil;, Cumhuriyete Ge&ccedil;iş D&ouml;neminde T&uuml;rkiye&rsquo;de İsl&acirc;m Felsefesi Algısı</p>
<p>Mehmet Fatih Arslan, &Uuml;&ccedil; Tarz-ı Telakki: İslam Felsefesinin &Ccedil;ağdaş Algılanma Bi&ccedil;imleri</p>
<p>Ayşe Bet&uuml;l D&ouml;nmez, El-Bir&ucirc;n&icirc;&rsquo;den Salih Zeki Bey&rsquo;e İslam Bilim Felsefesi</p>
<p>Hacı Bayram Başer, İslam Bilimi Tartışmaları ve Tasavvuf&rsquo;un Yeri: Klasik D&ouml;nem ve Yeni D&ouml;nem İslam Bilimi tartışmalarına Sufilerin Bakışı</p>
<p>11:00-13:00 Tarih ve Siyaset Geleneğimiz At&ouml;lyesi</p>
<p>Y&ouml;neten: Cengiz Tomar</p>
<p>Raport&ouml;r: Faruk Yaslı&ccedil;imen</p>
<p>Yunus Kılı&ccedil;, Osmanlı&rsquo;da Geleneksel Tarih Yazıcılığından Modern Tarih Yazımına Ge&ccedil;iş &Ccedil;abası: Tarih-i Osman&icirc; Enc&uuml;meni</p>
<p>Halil İbrahim Erol, Maduniyet &Ccedil;alışmaları Tarihi Anlamlandırmak İ&ccedil;in Bir Alternatif Sunuyor mu?</p>
<p>Ali Aslan, Modernitenin &Ouml;tesinde Bir &ldquo;Uluslararası İlişkiler Teorisi&rdquo; Var mı?</p>
<p>11:00-13:00 Sosyal ve Beşeri Bilimler Geleneğimiz At&ouml;lyesi Y&ouml;neten: Murat &Ccedil;emrek</p>
<p>Yusuf Alpaydın, T&uuml;rkiye&rsquo;de İslam İktisadı Arayışları: Sabahattin Zaim&rsquo;in &Ccedil;alışmaları</p>
<p>Ey&uuml;p Taş&ouml;z, Geleneğin Bellek Olarak Okunması</p>
<p>Mustafa K&ouml;m&uuml;rc&uuml;oğlu, İslam Şehri Tartışmaları: Batı Dışında Bir Şehir Var mı?</p>
<p>Berat A&ccedil;ıl, Geleneği Eleştirerek Devam Ettirmek: H&uuml;sn-&uuml; Aşk'ta Anlatıcı Olarak Gelenek</p>
<p>14:00-15:00 At&ouml;lye &Ccedil;alışmaları Sonu&ccedil; Raporlarının hazırlanması</p>
<p>15:30-17:00 &Ccedil;er&ccedil;eve Konferans, Prof. Dr. Tahsin G&ouml;rg&uuml;n</p>
<p>&Ccedil;ağdaş D&uuml;nyayı Yorumlamada İslam İlim Geleneğinin Bize Sağladığı İmk&acirc;nlar</p>
<p>17:30-18:00 Sonu&ccedil; Raporunun Sunumu ve Kapanış</p>
<p>19:00 Hareket</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>20.06.2008 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=68</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>İlmi Etüdler Derneği 2007 - 2008 Kapanış Konferansı</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl25_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/islam-iktisadinin-temel-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/islam-iktisadinin-temel-th.jpg" alt="İlmi Etüdler Derneği 2007 - 2008 Kapanış Konferansı" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 10.06.2008 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Çamlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezi<br /><br />
                            <p><strong>Değerlendiren: Mustafa K&ouml;m&uuml;rc&uuml;oğlu</strong></p>
<h2>İSLAM İKTİSADININ TEMEL MESELELERİ</h2>
<p>Her medeniyet belli bir coğrafyada doğar ve gelişir. Medeniyetlerin yayılma alanı kendi dinamiklerine ve rakip medeniyetler karşısındaki durumuna g&ouml;re değişir. Bu durum her medeniyetin belli bir coğrafi b&ouml;lge sınırına sahip olduğunu bize anlatır, tabi g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yaşadığımız k&uuml;reselleşme deneyimi istisna olmak &uuml;zere. Medeniyetlerin yayılma alanları sınırlı olsa da kuşattıkları yaşam alanları sınırsız olmalıdır. Yani bir medeniyet kendi coğrafyasında t&uuml;m yaşam alanlarını kuşatarak evrensel olur. Bahsedilen yaşam alanları siyaset, iktisat, boş zamanlar, din, aile, gibi alanlardır. S&ouml;z konusu alanlar kurumlar sosyolojisinde birer kurum olarak kabul edilirler. Dolayısıyla medeniyetler burada bahsedilen veya bahsedilmeyen ilgili t&uuml;m alanlarda bir s&ouml;ze sahip olmalıdırlar.</p>
<p>Medeniyetler evrensel olmaları gereği her alanda norm ve değerlere sahip olsalar da farklı medeniyetler i&ccedil;in farklı alanlar &ouml;n plana &ccedil;ıkar. Biz bug&uuml;n Batı medeniyetinin hegemonyasından bahsediyoruz siyaset ve uluslar arası ilişkiler alanıyla ilgili olarak, askeri alanda en g&uuml;&ccedil;l&uuml; olan yine batı medeniyetidir, Batı medeniyetinin dini olan Hıristiyanlık d&uuml;nyada en fazla inanana sahip dindir, eğlenmek istediğimizde yine &ccedil;oğunlukla Batı medeniyetinin bize sundukları (futbol, sinema vs.) ile yetiniyoruz. Ancak bir ger&ccedil;ek asla unutulmamalıdır ki Batı medeniyeti her şeyden &ouml;nce bir iktisat medeniyetidir, zira Marx da Batı medeniyetinin d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyasında fikir y&uuml;r&uuml;t&uuml;rken ekonominin en &ouml;nemli belirleyici olduğunu s&ouml;ylemiş ve bu ger&ccedil;eğe işaret etmiştir. Dolayısıyla batı medeniyeti iktisat sahasında diğer t&uuml;m sahalarda olduğundan &ccedil;ok daha kuşatıcı bir bi&ccedil;imde karşımıza &ccedil;ıkar, bug&uuml;n iktisada dair her hangi bir şeyi d&uuml;ş&uuml;nen insan bu kuşatılmışlığın i&ccedil;inde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor demektir.</p>
<p>İlmi Et&uuml;dler Derneği&rsquo;nin kapanış konferansını veren Sabri Orman &ldquo;İslam İktisadının Temel Meseleleri&rdquo; adlı konuşmasında bu kuşatılmışlığı aşmaya d&ouml;n&uuml;k ipu&ccedil;ları verdi. Nitekim bu kuşatılmışlığı aşmanın yolu bizi kuşatan sınırlara takılı kalmak değil, kendi medeniyet birikimimizin zenginliğini keşfetmekti. Dolayısıyla Orman&rsquo;ın konuşması da bu minvalde ger&ccedil;ekleşti.</p>
<p>Kendi medeniyet birikimimizin zenginliğini keşfetmek &ouml;ncelikle onun nasıl bir tarihsel tecr&uuml;beyle yoktan varolduğu ve geliştiğini anlamayı gerektiriyordu. Bu noktada Orman İslam medeniyetinin &ccedil;ıktığı yerin aslında bir medeniyet i&ccedil;in &ccedil;ok da elverişli olmadığının altını &ccedil;izdi. Zira bu topraklar medeni olarak kabul edilen alanların kıyısında kalmıştı, medeni ve b&uuml;y&uuml;k devletler kabul edilen Bizans ve Sasani buralara pek de ilgi duymamıştı. Dahası İslam medeniyetini kuran kadrolar bir medeniyet tecr&uuml;besine de sahip değildiler. Fakat bir medeniyet oluşturacak cesaret, kahramanlık ve yaratıcılıkları vardı. İşte bu gibi etkenlerle İslam, medeniyet alanlarına, yani kuzeye, batıya ve doğuya doğru genişledi. Ancak genişlerken bir şeye dikkat etti, kalıcı olmaya.</p>
<p>Tarihte bir &ccedil;ok medeniyet gelmiş, ge&ccedil;miş ve bir &ccedil;oğu kalıcı olamamıştı, işte İslam medeniyetinin kurucu kadroları kendinden evvelkilerin bu t&uuml;r hatalarına d&uuml;şmek istemedi. Bu minvalde fethettikleri yerdeki yapıları korumuşlar ve onların mirasından faydalanmışlardır. Yapıcılığı temel d&uuml;stur kabul eden s&ouml;z konusu kadrolar yapısı sağlam bir medeniyet inşa ettiler. Dolayısıyla başta kendisini ispat edememiş bir medeniyet olan İslam 11. y&uuml;zyılda artık kamil bir medeniyet halini almıştı.</p>
<p>İslam belli &ouml;l&ccedil;&uuml;de yayıldığında bir &ccedil;ok sorunla karşılaştı. Bu sorunlardan bir tanesi toprak sorunuydu. Konuyla alakalı olarak bir fakih olan Ebu Yusuf Kitab&rsquo;&uuml;l Hara&ccedil; isimli bir eser yazmıştır. Daha sonra aynı konuyla ilgili olmak &uuml;zere değişik kitaplar yazıldı ve bir Kitab&rsquo;&uuml;l Hara&ccedil; literat&uuml;r&uuml; ortaya &ccedil;ıktı. Dahası ortaya &ccedil;ıkan diğer sorunlarla ilgili olarak da eserler yazılmış ve her konuyla alakalı olarak bir literat&uuml;r ortaya &ccedil;ıkmıştır, Kitab&rsquo;&uuml;l emval literat&uuml;r&uuml;, hisbe literat&uuml;r&uuml; gibi.</p>
<p>İslam medeniyeti k&acirc;mil bir bi&ccedil;imde ortaya &ccedil;ıkınca Pax-Romana&rsquo;da yaşanan iktisadi ortam İslam d&uuml;nyasında &ccedil;ok daha g&uuml;venli bir şekilde yaşanır oldu. Roma İmparatorluğundan &ccedil;ok daha geniş bir alanda, yani Atlas Okyanusundan &Ccedil;in&rsquo;e, barış i&ccedil;inde ticaret yapılabiliyordu. Zira gerekli m&uuml;esseseler kurulmuş, &ccedil;eşitli s&ouml;zleşmeler ve teknoloji tesis edilmiş, deniz ya da kara yolları korunaklı bir bi&ccedil;imde ticarete elverişli hale getirilmişti.</p>
<p>Orman bu s&ouml;zlerinden sonra konuyu farklı bir noktaya &ccedil;ekerek, her medeniyette ticaretin &ouml;nemli bir uğraş g&ouml;r&uuml;l&uuml;p g&ouml;r&uuml;lmediğini sordu. Zira cevabı olumsuz, dahası şaşırtıcı bir bi&ccedil;imde Antik Yunan medeniyetinde ticaretin k&uuml;&ccedil;&uuml;msendiğine işaret etti. Nitekim Aristo&rsquo;ya g&ouml;re, en k&ouml;t&uuml; kazan&ccedil; bi&ccedil;imi olan faizden sonra ikinci en k&ouml;t&uuml; kazan&ccedil; bi&ccedil;imi ticaretti. Yine Aristo&rsquo;ya g&ouml;re en makbul ge&ccedil;inme t&uuml;rleri toplayıcılık ve avcılıktı. Orman bu noktada s&ouml;z&uuml; yine İslam&rsquo;a getirerek İslam&rsquo;da durumun farklı olduğunu, bir kere Hz. Peygamberin bir t&uuml;ccar olduğunun altını &ccedil;izdi. Dolayısıyla hem ticaret hem de emeği kiralamak meşru idi. Bunun sonucu olarak İslam bir t&uuml;ccar ve şehir medeniyeti halini aldı. &Ouml;rneğin Bağdat, Batı Avrupa&rsquo;da kentlerin &ccedil;&ouml;k&uuml;şte olduğu bir &ccedil;ağda 2 milyonluk bir n&uuml;fusa ulaşmıştı.</p>
<p>Orman&rsquo;a g&ouml;re s&ouml;z konusu iktisadi d&uuml;zen i&ccedil;inde her t&uuml;rl&uuml; sorun hakkında kitaplar yazılmış ve bu kitaplar bilhassa hukuk&ccedil;ular tarafından telif edilerek iktisadi &ccedil;&ouml;z&uuml;mler hukuken de form&uuml;le edilmiştir. İşte Orman&rsquo;a g&ouml;re b&uuml;t&uuml;n bu meseleler (toprak, maişet, ticaret, para, simsarlık) ve onlara getirilen &ccedil;&ouml;z&uuml;mler İslam iktisadının kendisiydi. Yani İslam iktisadı denmese dahi bir iktisat vardı ve bu İslam iktisadının ta kendisiydi.</p>
<p>Sonra Orman bakış a&ccedil;ısını bug&uuml;ne y&ouml;neltmiş ve hal-i p&uuml;r melalimizi yansıtan tabloyu g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sermiştir. Orman&rsquo;ın ortaya koyduğu verilere g&ouml;re İslam d&uuml;nyası yoksulluğun i&ccedil;ine g&ouml;m&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. İ&ccedil; karartıcı tabloya g&ouml;re İslam &uuml;lkeleri insani gelişme endeksinde en alt sıralarda yer almakta, kişi başına d&uuml;şen milli gelirde yerlerde s&uuml;r&uuml;nmekte ve gelir eşitliği bağlamında eşitsizlik rekorları kırmaktadır. Benzer bir tablo okuryazarlık ve cehalet kriterleri bakımından da &ccedil;izilmekteydi. Bu noktada sorulması gereken soru şuydu: Acaba nasıl o parlak durumdan bug&uuml;nk&uuml; kara tabloya gelindi. Sabri Orman bu sorusuna kesin bir cevap vermedi, ama bu sorunun halledilmesi i&ccedil;in gerekli olan yaklaşımı ortaya koydu: &ldquo;İslam iktisadının temel meselesi İslam d&uuml;nyasının bug&uuml;nk&uuml; sefaletidir.&rdquo;</p>
<p>Dolayısıyla Orman&rsquo;a g&ouml;re uğraşmamız gereken asıl sorun İslam iktisadı diye bir etikete sahip olmak değil, İslam d&uuml;nyasının mevcut iktisadi problemlerini &ccedil;&ouml;zmektir. Yani bug&uuml;n de yapmamız gereken bu hususta medeniyetin zirvesine &ccedil;ıkan 11. y&uuml;zyıl M&uuml;sl&uuml;manlarının davranışlarını &ouml;rnek almaktır. Tıpkı onlar gibi bir etiket derdinde olmayıp sorunun kendisiyle y&uuml;zleşmek. Orman bu konuyla ilgili olarak İslam iktisadı ya da İslam ekonomik sistemi kavramlarının kullanılmasının &ccedil;ok da elzem olmayıp, ancak kullanılmasının caiz olduğuna işaret etti. Bununla birlikte ona g&ouml;re bir İslam iktisat teorisinden bahsetmek de gerekli değildi.</p>
<p>Daha sonra Orman belli bazı başlıklarda İslam&rsquo;ın iktisada getirdiği &ouml;zg&uuml;n yaklaşımları ortaya koymuştur. İslam&rsquo;ın &ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ortaya koyduğu temel konular motivasyon, m&uuml;lkiyet, iktisadi kararların alınması ve uygulanmasıdır. &Ouml;rneğin m&uuml;lkiyet hususunda İslam hem &ouml;zel m&uuml;lkiyeti hem kamu m&uuml;lkiyetini &ouml;ng&ouml;r&uuml;r ve hatta bunların dışında bir de vakıf m&uuml;lkiyetine izin verir. İktisadi faaliyete katılma motivasyonu bakımından &uuml;cret ve k&acirc;r şeklinde bir &ouml;d&uuml;l sistemi &ouml;ng&ouml;r&uuml;r, ama aynı bağlamda faizi yasaklar. Bunların dışında Allah yolunda &ccedil;alışma bir manevi motivasyon aracı olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r, diğer taraftan cebri motivasyonun İslam&rsquo;da yeri yoktur. İktisadi kararların alınması bağlamında ise piyasanın varlığı kabul edilmekle birlikte piyasa kendi haline bırakılmamıştır, nitekim hisbe literat&uuml;r&uuml; bu meseleyi ele almaktadır. Bunların dışında zekatın da hem İslam&rsquo;ın ayrılmaz bir par&ccedil;ası olduğu hem de fonksiyonel olarak gelirin yeniden b&ouml;l&uuml;ş&uuml;lmesi bağlamında iktisadi bir y&ouml;n&uuml;n&uuml;n olduğu s&ouml;ylenebilir. Son olarak faiz yasağı İslam&rsquo;a &ouml;zg&uuml; bir konu olarak ortaya &ccedil;ıkar, nitekim bu husus iktisada farklı bir bakış a&ccedil;ısıyla bakmayı gerektirir.</p>
<p>G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;zere İslam, iktisada farklı bir pencereden bakmakta, iktisadi sorunlarla ilgili olarak &ouml;zg&uuml;n yorumlarda bulunmaktadır.</p>
<p>Bilindiği &uuml;zere bug&uuml;n bizleri kuşatan batılı iktisat &ldquo;tek iktisat&rdquo; olarak adlandırılmaktadır. Tek iktisada g&ouml;re iktisadi veriler hep d&uuml;alist bir mantık i&ccedil;inde ele alınır, yani iki tane m&uuml;şteri vardır, ya da iki fakt&ouml;r, yahut da iki mal olduğu &ouml;ne s&uuml;r&uuml;l&uuml;r; uluslar arası iktisat ise iki &uuml;lke olduğunu varsayarak teorilerini geliştirir. Bu d&uuml;alite aynı zamanda bir varsayımlar yumağıdır, kısaca teoriye başlanırken hep bir &ldquo;var sayma&rdquo; s&ouml;z konusudur. Orman&rsquo;ın &ccedil;izdiği tabloya g&ouml;re b&ouml;yle bir yaklaşım İslam iktisadını anlamamıza engel olur, yani &ldquo;varsayalım faizi kaldırdık&rdquo; elde ettiğimiz şey İslam iktisadı olmayacaktır. İslam iktisadı havuz problemine takılmak gibi faiz problemine takılmakla anlaşılamaz, tam tersine baştan sona bir iktisadi d&uuml;zen tasavvuruna sahip olmakla ilgilidir. Bu d&uuml;zenin birinci problemi ise kendisine bir etiket bulmak değil, İslam d&uuml;nyasının fakirliğini &ccedil;&ouml;zmektir. Hatta Orman&rsquo;a g&ouml;re Batıya karşı olmak bile birincil bir problem değildir, zira İslam medeniyetini kuranlar Yunan&rsquo;a karşı olmak gibi bir dert edinmemişlerdir. Orman bu noktada İslam d&uuml;nyasının bug&uuml;nk&uuml; sefil durumundan Batılı emperyalistlerden fazla kendi i&ccedil;imizden &ccedil;ıkan kompradorların su&ccedil;lu olduğunun altını &ccedil;izmiştir.</p>
<p>Sabri Orman son olarak İslam iktisadı &ccedil;alışmalarının geldiği seviyeden bahsetmiştir. Bu konudaki &ccedil;alışmalar Hint alt kıtası ile Mısır&rsquo;da birer ekol haline gelmiştir. Bununla birlikte Hint alt kıtasındaki &ccedil;alışmalar tarihsel bağlamdan kopuk teorik bir &ccedil;er&ccedil;evede yapıldığı i&ccedil;in sakattır. Nitekim Pakistan&rsquo;daki İslamizasyon &ccedil;alışmaları da ideolojik bir &ouml;r&uuml;nt&uuml;yle dejenere edildiği i&ccedil;in tam bir fiyaskoyla sonu&ccedil;lanmıştır. Bu noktada Orman &ouml;nemli olanın yine bir etikete sahip olmak değil, sorunlara &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulmak olduğunu belirtmiştir. Orman&rsquo;a g&ouml;re iktisadi koşullarda umut verici gelişmeler bulunmaktadır. Akademik &ccedil;alışmalar ise tarihsel bir tabana sahip olan teorik bir &ccedil;er&ccedil;eveyle kamil hale gelecektir. Tabi ki pek &ccedil;ok sorun hem iktisadi gelişme hem de akademik iktisadi &ccedil;alışmalar bağlamında karşımıza &ccedil;ıkacaktır. Orman&rsquo;ın bu noktada s&ouml;ylediği son s&ouml;z &ouml;nemlidir: &ldquo;Bug&uuml;n bu konuları konuşmak bile İslam iktisadının geleceği a&ccedil;ısından bir umuttur.&rdquo;</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>10.06.2008 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=69</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ı Anma Programı</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl26_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/elmalili-muhammed-hamdi-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/elmalili-muhammed-hamdi-th.jpg" alt="Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ı Anma Programı" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 31.05.2008 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Çamlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezi<br /><br />
                            <p>Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın bıraktığı d&uuml;ş&uuml;nce mirasını incelemek ve anlamak amacıyla 31 Mayıs 2008, Cumartesi g&uuml;n&uuml; 10.00-15.00 saatleri arasında &Ccedil;amlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezinde bir anma toplantısı ger&ccedil;ekleştirildi.</p>
<p>Program, saat 09.00'da Elmalılı Hamdi Efendi'nin Sahrayı Cedid mezarlığındaki kabri başında okunan Kuran-ı Kerim ve dualarla başladı.</p>
<p>Anma programı kapsamında &quot;İlim Geleneğimiz ve Elmalılı Hamdi Efendi&quot; ve &quot;Elmalılı Hamdi Efendi'nin Temel Meseleleri ve G&uuml;n&uuml;m&uuml;z T&uuml;rk D&uuml;ş&uuml;ncesi&quot; başlıklı iki panel d&uuml;zenlendi.</p>
<p>&quot;İlim Geleneğimiz ve Elmalılı Hamdi Efendi&quot; başlığını taşıyan ilk panele Elmalılı Hamdi Efendi'yle ilgili &ccedil;alışmalarıyla tanınan Do&ccedil;. Dr. Tahsin G&ouml;rg&uuml;n, Do&ccedil;. Dr. Mustafa &Ouml;zel İbrahim &Uuml;&ccedil;er ve Yusuf Alpaydın katıldılar.</p>
<p>&quot;Elmalılı Hamdi Efendi'nin Temel Meseleleri ve G&uuml;n&uuml;m&uuml;z T&uuml;rk D&uuml;ş&uuml;ncesi&quot; başlığını taşıyan ikinci panelde Do&ccedil;. Dr. M. Sait Re&ccedil;ber, Do&ccedil;. Dr. Adnan Aslan, Faruk Yaslı&ccedil;imen ve Taha Boyalık Elmalı'nın bıraktığı d&uuml;ş&uuml;nce mirasının &ouml;nemli başlıklarını ele aldılar.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>31.05.2008 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=70</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Hafta İçi Seminerleri</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl27_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/hafta-ici-seminerleri-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/hafta-ici-seminerleri-th.jpg" alt="Hafta İçi Seminerleri" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 13.03.2008 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> İlmi Etüdler Derneği<br /><br />
                            <p>İLMİ ET&Uuml;DLER DERNEĞİ temel eğitim programına katılamayanlar i&ccedil;in her ders d&ouml;nemi 5 hafta s&uuml;recek &ccedil;eşitli hafta i&ccedil;i seminerleri organize etmektedir. 2007-2008 yılı ikinci d&ouml;nemi faaliyete ge&ccedil;en seminer programının ilki 13-14 Mart ile 10-11 Nisan 2008 tarihleri arasında 5 hafta s&uuml;reyle Perşembe ve Cuma g&uuml;nleri saat 18:00 &ndash; 20:00 arasında İLEM seminer salonunda ger&ccedil;ekleştirilmiştir.</p>
<p>Hafta i&ccedil;i seminerler iki seminer programı şeklinde ger&ccedil;ekleşmiştir:</p>
<p>1. Alev Erkilet / İslam D&uuml;nyasında Toplumsal Değişme ve Siyasi Hareketler</p>
<p>İslam D&uuml;nyasında Toplumsal Değişme ve Siyasi Hareketler başlıklı seminerde &ldquo;Toplumsal Değişme Teorileri&rdquo; işlendikten sonra Mısır, İran ve T&uuml;rkiye&rsquo;de toplumsal değişme, modernleşme ve toplumsal yapının değişme karşısındaki tavırları analiz edilmiştir. 20. y&uuml;zyılın temel İslami hareketlerinin toplumsal k&ouml;kenleri, hareket felsefeleri, toplumsal tekab&uuml;liyetleri, ilke ve d&uuml;sturları incelenmiş ve bug&uuml;ne bir projeksiyon tutulmaya &ccedil;alışılmıştır.</p>
<p>2. Dilaver Demirağ / T&uuml;ketim Toplumu ve G&uuml;ndelik Yaşam</p>
<p>T&uuml;ketim Toplumu ve G&uuml;ndelik Yaşam konulu seminerde Potla&ccedil; Toplumu, Pr&uuml;ten Kapitalizm, Karnaval Toplumu ve T&uuml;ketim Toplumu olgusu incelenmiş t&uuml;ketim toplumu kavramının &ouml;nc&uuml;lleri olan George Simmel, Michael Bakhtin ve Baudrillard bağlamında t&uuml;ketim toplumu meselesi tartışılmıştır.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>13.03.2008 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=71</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Küreyi Isıtan Zihniyet : Modern Yaşam Biçimi ve Çevre</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl28_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/kureyi-isitan-zihniyet-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/kureyi-isitan-zihniyet-th.jpg" alt="Küreyi Isıtan Zihniyet : Modern Yaşam Biçimi ve Çevre" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 01.03.2008 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Altunizade Sanat ve Kültür Merkezi<br /><br />
                            <p>K&uuml;resel ısınmanın(?) farklı bir bi&ccedil;imde ele alındığı panel 01 Mart 2008 tarihinde Altunizade Sanat ve K&uuml;lt&uuml;r Merkezinde ger&ccedil;ekleştirildi.</p>
<p>İlmi Et&uuml;dler Derneği, &uuml;lkemiz ve d&uuml;nya g&uuml;ndemini meşgul eden konulardan biri olan k&uuml;resel ısınmayla ilgili bir panel d&uuml;zenleyecek. K&uuml;redeki değişimleri farklı bir bi&ccedil;imde ele almak ve modern yaşam bi&ccedil;imi ve &ccedil;evre ilişkisini tartışmak amacıyla d&uuml;zenlenen panel 01 Mart 2008 Cumartesi g&uuml;n&uuml;, 14.30-16.30 saatleri arasında Altunizade K&uuml;lt&uuml;r ve Sanat Merkezinde ger&ccedil;ekleştirilecek.</p>
<p>Panelde Dilaver Demirağ &ldquo;Su Krizini Şifonlar mı &Ccedil;&ouml;zer?&rdquo;, Do&ccedil; Dr. Ramazan Yelken &ldquo;Modern Yaşamda İnsan ve &Ccedil;evre&rdquo;, &Uuml;mit Şahin ise &ldquo;K&uuml;reyi Kimler Isıtıyor?&rdquo; başlıklı tebliğlerini sunacak.</p>
<p>K&uuml;resel değişikliklerin farklı bakış a&ccedil;ılarıyla ele alınacağı panele &ccedil;ok sayıda akademisyen, &uuml;niversite &ouml;ğrencisi, entelekt&uuml;el ve STK y&ouml;neticisi katılacak.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>01.03.2008 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=72</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>İlmi Etüdler Derneği 2007-2008 Açılış Konferansı</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl29_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/kapitalizm-karsisinda-osman-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/kapitalizm-karsisinda-osman-th.jpg" alt="İlmi Etüdler Derneği 2007-2008 Açılış Konferansı" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 26.10.2007 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Çamlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezi<br /><br />
                            <h2>Kapitalizm Karşısında Osmanlı İktisadı</h2>
<p><strong>Mehmet Gen&ccedil;<br />
Değerlendiren: Mustafa K&ouml;m&uuml;rc&uuml;oğlu</strong></p>
<p>İlmi Et&uuml;dler Derneği 2007-2008 eğitim faaliyetlerine bir konferansla başladı. Bir geleneği temsil eden ve misyonu &ccedil;er&ccedil;evesinde bir gelenek oluşturmaya &ouml;nem veren İLEM b&ouml;ylece s&uuml;reklilik kazanacak bir faaliyete daha girişti. Bundan sonra İLEM&rsquo;de ders yılı bir konferans ile başlayıp, bir konferans ile bitirilecek.</p>
<p>Konferansı veren ise Mehmet Gen&ccedil;&rsquo;ti. İlim d&uuml;nyasında fersah fersah ilerlediği halde, kendisini &ldquo;Hac yolunda bir karınca&rdquo; olarak tanımlayan Gen&ccedil;, hem ilmi derinliğiyle hem de sıcak tevazusuyla İLEM&rsquo;in yetiştireceği gen&ccedil; kuşaklara ger&ccedil;ekten bir &ouml;rnek olabilecek bir kişilikti. Kendisini Osmanlı İktisadı&rsquo;na adayan ve alanının duayenlerinden olan Gen&ccedil;, yine kendi alanıyla ilgili bir sunum yaptı.</p>
<p>Osmanlı iktisadını kendi kaynaklarından &ouml;ğrenmeyi dert edinen ve bu bağlamda Osmanlı Arşivini mesken edinen Gen&ccedil;, sunumuyla sadece Osmanlı İktisadı&rsquo;nı değil, kapitalizmi ve Batı iktisadını da &ccedil;ok iyi bildiğini g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne serdi. Sunumunun başında kapitalizmin tarihsel ve etimolojik k&ouml;keninden bahsetti. Bu noktada kapitalizmin k&ouml;keni olan kapital kelimesinin 11. y&uuml;zyıla kadar giden bir tarihi olduğuna dikkat &ccedil;eken Gen&ccedil;, aynı şekilde kapitalist ticaretin Batı&rsquo;da y&uuml;kselişi i&ccedil;in de aynı y&uuml;zyılı işaret etti. Bununla birlikte Gen&ccedil; olgun bir kapitalizmin aslında 18. y&uuml;zyılda ortaya &ccedil;ıktığını belirtti. Bu tarih kapitalist kavramının da &uuml;retilmiş olduğu y&uuml;zyılı işaret ediyordu. Batı iktisadının belli bir d&ouml;nem sonra almış olduğu bi&ccedil;imi anlatan kapitalizm kavramı ise ancak 19. y&uuml;zyılda &ccedil;ıkmıştı. İlgin&ccedil; bir &ouml;rnek ise Marx&rsquo;ın s&uuml;rekli olarak kapitalizm tahlili yaptığı halde kapitalizm kavramını kullanmamasıydı. Zira kavram 1862&rsquo;ye kadar g&uuml;ndemde değildi.</p>
<p>Osmanlı iktisadını değerlendirmeye Mehmet Gen&ccedil; bir hayıflanma ile başladı. Zira Batı&rsquo;da olduğu gibi &uuml;lkemizde araştırmacıların ilgisine sunulmuş geniş kapsamlı ve etimolojik tarihi veren s&ouml;zl&uuml;kler yoktu. Halbuki Batı&rsquo;daki k&uuml;&ccedil;&uuml;k s&ouml;zl&uuml;klerde bile (ki bu s&ouml;zl&uuml;klerin 1000 sayfadan kalın olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k s&ouml;zl&uuml;kler olduğunu s&ouml;yledi) kelimenin ortaya &ccedil;ıkış tarihine ilişkin bilgiler vardı. Diğer taraftan karşılaştırma bağlamında &ldquo;sermaye&rdquo; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ne zaman şimdiki anlamıyla T&uuml;rk&ccedil;ede kullanıldığını g&ouml;steren bir kaynak yoktu. Kısaca Osmanlı İktisadı&rsquo;na kavramsal bir şekilde yaklaşmaya başlayacağımız zaman edindiğimiz verilerimiz eksik olacaktı. Bu da aslında Osmanlı İktisadı&rsquo;nın neden tam olarak kavramsal bir bi&ccedil;imde, yani Batı İktisadının kapitalizm gibi bir kavramla a&ccedil;ıklanması gibi, a&ccedil;ıklanamadığını g&ouml;steriyordu.</p>
<p>Osmanlı İktisadı ise devletin m&uuml;dahalesi ve lonca sistemiyle ilişkili olarak a&ccedil;ıklandı. Gen&ccedil; devletin piyasaya narh koyarak m&uuml;dahale ettiğini ancak piyasanın yine de &ouml;zel bir pazar olduğuna dikkat &ccedil;ekti. Bu pazar yine &ouml;zel kuruluşlar olan loncalar tarafından denetleniyordu. Lonca sistemi fiyat ve kalite denetimi yapıyor, ayrıca usta &ccedil;ırak ilişki d&uuml;zeninde insanların eğitilmesini sağlıyordu. Bu sistem aşırı zenginleşmeyi &ouml;nl&uuml;yordu. Zira sistemin kar marjları da d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;. Ortalama % 10&rsquo;luk bir kar marjından bahsedildiğine dikkat &ccedil;eken Gen&ccedil;, bu marjın en &ccedil;ok % 20&rsquo;ye kadar &ccedil;ıktığını, bazen de % 3 gibi rakamlara d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirtiyordu. Buna karşın faizler bu kar marjının iki katı nisbetinde y&uuml;ksekti. Gen&ccedil; Osmanlı İktisadı&rsquo;nda faizin belli alanlarda, &ouml;rneğin para vakıfları ve sarraflar arasında, serbest olduğunu bununla birlikte teşvik edilmediğine dikkat &ccedil;ekti.</p>
<p>Piyasa zaten aşırı zenginleşmeyi m&uuml;mk&uuml;n kılmıyordu. Fakat bu sistem i&ccedil;inde birileri zenginleşecek olursa devlet m&uuml;sadere aracını kullanıyor, yani &ouml;l&uuml;mden sonra servete el koyuyordu. Bu durum kapitalist bir birikimin oluşmasını b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n engelliyordu. B&ouml;ylece Gen&ccedil; bu sistemin dışarıdan bir m&uuml;dahale olmaksızın kapitalistleşemeyeceğinin altını &ccedil;iziyordu. Gen&ccedil; Tanzimat sonrası Osmanlı İktisadı &uuml;zerinde ise pek durmadı. Bu s&uuml;re&ccedil; daha ziyade kapitalizme eklemlenme s&uuml;reci gibi duruyordu ve bu y&ouml;n&uuml;yle kapitalizme karşı bir duruşu temsil etmiyordu. Dolayısıyla bundan sonrasını ayrıntılı olarak anlatmak sunum başlığına aykırı olacaktı. Gen&ccedil;, Osmanlı İktisadı&rsquo;nın geri kalmasını ise rakiplerinin hızlı bir ilerleme kaydetmesine bağlıyordu. Rakipler &ouml;ne ge&ccedil;ince Osmanlı yenilgi savaşlarına mahk&ucirc;m oldu.</p>
<p>İlkeli ve m&uuml;tevazi duruşunu Gen&ccedil; soru faslında da g&ouml;sterdi. Her konuda ahkam kesen ve her soruya zihninde kodlanmış bir cevap taşıyan kişilerden farklı olarak Gen&ccedil;, bazı sorulara &ldquo;Bilmiyorum&rdquo; cevabını vermeyi uygun g&ouml;rd&uuml;. Osmanlının kapitalizmi bilerek mi almadığına dair bir soruya &ldquo;Osmanlı zihniyet itibariyle kapitalizmi alamazdı&rdquo; cevabını verdi. Osmanlı&rsquo;da iltizam sistemi ile feodalizme ge&ccedil;ilip ge&ccedil;ilmediği y&ouml;n&uuml;ndeki bir soruyu ise olumsuz bir şekilde cevaplayarak Osmanlı İktisadı&rsquo;nın feodalizm olmadığını, paralel bir bi&ccedil;imde ayanların da feodal bey kabul edilemeyeceğini belirtti.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>26.10.2007 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=73</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>Aliya İzzetbegoviç Anma Programı</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl30_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../UserFiles/image/aliya-izzet-begovic-fs.jpg" target="_blank"><img src="../../UserFiles/image/aliya-izzet-begovic-th.jpg" alt="Aliya İzzetbegoviç Anma Programı" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 20.10.2007 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Çamlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezi<br /><br />
                            <p>Aliya İzzetbegovi&ccedil; kendisine takılan &ldquo;bilge kral&rdquo; ismini hak edecek bir hayat yaşamış b&uuml;y&uuml;k bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve &ouml;nemli bir devlet adamıdır. Tarihte pek az kişinin başarabildiği bir şeyi ger&ccedil;ekleştirmiş ve d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve siyaset&ccedil;i kimlini &ccedil;ok sıkı bir şekilde &ouml;rt&uuml;şt&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r.</p>
<p>Her ne kadar kendisine dair anlatılanlar Bosna Bağımsızlık Savaşı d&ouml;nemine yoğunlaşsa da o, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r kimliği ile b&uuml;y&uuml;k bir m&uuml;cadelenin i&ccedil;inden gelmektedir. &Ouml;zellikle bıraktığı d&uuml;ş&uuml;nce mirası b&uuml;y&uuml;k bir dikkat ile tetkik edilmelidir. Zira onun yazdıklarında &ccedil;ağdaş d&ouml;nemde yol g&ouml;sterici pek &ccedil;ok ilke derin bir d&uuml;ş&uuml;nce s&uuml;zgecinden s&uuml;z&uuml;lerek bize ulaşmaktadır. Bu damıtılmış d&uuml;ş&uuml;nce ve &ouml;neriler pek &ccedil;ok a&ccedil;ıdan g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde insanlığın &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;abilecek bir mahiyettedir.</p>
<p>D&uuml;ş&uuml;nceleri ile dile getirmiş olduğu olgunluğu aynı şekilde i&ccedil; siyasette, ahl&acirc;ki bunalımlarla malul uluslararası siyasette de g&ouml;stermiş ve d&uuml;şmanlarının dahi saygı duyduğu b&uuml;y&uuml;k bir devlet adamı olarak tarihe ge&ccedil;miştir.</p>
<p>Aliya İzzetbegovi&ccedil; anısına d&uuml;zenlenecek bir anma programında onun &ouml;zyaşam &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;n anlatılması ve kişisel hatıraların dile getirilmesinden &ouml;te fikirlerinin ve bıraktığı fikr&icirc; mirasın yeniden incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda programa Aliya&rsquo;nın dostlarının katılımı sağlanacak ve onun &ouml;nerilerinden yola &ccedil;ıkılarak yeni d&uuml;ş&uuml;ncelere ulaşılacaktır. Bu bağlamda Aliya&rsquo;nın &ldquo;Doğu Batı Arasında İslam&rdquo; isimli kitabı bu programın i&ccedil;eriğine rehberlik edecektir.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>20.10.2007 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=74</link>
                    
                </item>
            
                <item>
                    <title>I. Genç Akademisyenler Buluşması</title>
                    <description>
                        <![CDATA[
                        <table cellpadding="5" border="0">
                        <tr>
                        <td valign="top">
                            <a id="Repeater_Rss_Etkinlikler_ctl31_HyperLink_Etkinlik_Afis" title="Afişi büyük görüntülemek için tıklayın" href="../../" target="_blank"><img src="../../" alt="I. Genç Akademisyenler Buluşması" align="left" border="0" /></a></td><td valign="top">
                        <strong>Tarih / Saat:</strong> 30.06.2007 00:00:00<br /><br />
                        <strong>Yer: </strong> Kartepe The Greenpark Otel<br /><br />
                            <h2 style="text-align: justify;">1. Gen&ccedil; Akademisyenler Buluşması Ger&ccedil;ekleştirildi</h2>
<p style="text-align: justify;">İSAGEM (İstanbul Akademik Gelişim ve Eğitim Merkezi) ve İLEM&rsquo;in (İlmi Et&uuml;dler Derneği) ortaklaşa d&uuml;zenlediği 1. Gen&ccedil; Akademisyenler Buluşması 30 Haziran &ndash; 1 Temmuz tarihleri arasında, Kartepe The Greenpark Otel&rsquo;de ger&ccedil;ekleştirildi. Farklı disiplinlerde &ccedil;alışmalar yapan gen&ccedil; akademisyenlerin buluşması, tanışması, tartışması; alanında yetkin hocaların bilgi ve birikimlerini gen&ccedil; akademisyenlerle paylaşması; ortak bir ilim anlayışı ve metodoloji &ccedil;er&ccedil;evesinde ilmi &ccedil;alışmalar yapa- bilme vasatını oluşturulması gibi kaygılarla ger&ccedil;ekleştirilen buluşmanın bu yılki konusu &ldquo;Disiplinlerarasılık &amp; Disiplinler&ouml;tesilik&rdquo; idi. Konu etrafında &ccedil;eşitli sunumlar yapıldı. Sunumların hemen akabinde katılımcıların soru ve g&ouml;r&uuml;şlerini bildirdikleri tartışma b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne ge&ccedil;ildi. Konuşmalarda genel olarak batı merkezli d&uuml;ş&uuml;nce, kavram ve analizlerin batı dışı toplumların sorunlarını a&ccedil;ıklamadığı, kendi tarihimizden, ilmi geleneğimizden ve sorunlarımızdan yola &ccedil;ıkarak bir ilmi anlayış geliştirmemizin elzem olduğu vurgulandı. Ayrıca, akademide tartışılan konu ve problemlerin yaşanan ger&ccedil;ekliklerle olan kopukluğu ve irtibatsızlığı vurgulanarak, hayat, kavram ve d&uuml;ş&uuml;nce arasındaki iletişimin nasıl sağlanabileceği ile ilgili &ccedil;eşitli m&uuml;lahazalar yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplantının a&ccedil;ılış konuşmasını yapan İhsan Vakfı M&uuml;tevelli Heyeti &Uuml;yesi Erol Yarar, b&uuml;t&uuml;nsel d&uuml;ş&uuml;nmenin &ouml;neminden bahsederek, uzmanlığın gerekli olduğu ancak bunun yeterli olmadığını, bunun yanında derinlikli ve kapsamlı analizler yapabilmek i&ccedil;in kuşatıcı bir bakışa sahip olmak gerektiğini ifade etti. Erol Bey, İslam D&uuml;nyasının merkezini kaybettiğini, bu y&uuml;zden kendi g&uuml;ndemini belirleyemediğini, bunun i&ccedil;in gerekli olan siyasi, askeri, ilmi, ekonomik g&uuml;c&uuml; tekrar sağlamak gerektiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Programın a&ccedil;ılış konferansını Prof. Dr. Sabahattin Zaim yaptı. Sabahattin Hoca, gen&ccedil; akademisyenlerin belli bir alan se&ccedil;meleri gerektiğini, bu alanın penceresinden b&uuml;t&uuml;n&uuml; g&ouml;rmeye &ccedil;alışmaları gerektiğini vurguladı. Profes&ouml;r Zaim, teori ve pratik akademik &ccedil;alışmalarda birlikte gitmesi gerektiğinin, teori olmadan doğru ve iyi soruların sorulamayacağının, buna karşın pratik olmadan da teorinin desteklenemeyeceğinin ve gelişemeyeceğinin altını &ccedil;izdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sabahattin Hoca, gen&ccedil; akademisyenlerin s&uuml;rekli yazmaları ve yayımlamaları gerektiğini, gen&ccedil;ken yapılan hataların tolere edilebildiğini, ancak ileri zamanlarda bunun m&uuml;mk&uuml;n olmadığını ifade etti. Sabahattin Hoca, akademik gelişim i&ccedil;in en az bir yabancı dil bilmenin şart olduğunu, ulusal ve uluslararası toplantılara katılarak bilgi ve deneyimlerin zenginleştirilmesinin &ouml;nemini vurguladı. Uzmanlık ve alan hakimiyeti ile ilgili olarak ise Sabahattin Hoca, hangi alanda olursa olsun bir akademisyenin alanında otorite olmasının, g&uuml;zel eserler vermesinin ve se&ccedil;kin &ouml;ğrenciler yetiştirmesinin &ccedil;ok &ouml;nemli olduğunu s&ouml;yledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplantının ilk tebliğini Prof. Dr. Tahsin G&ouml;rg&uuml;n sundu. G&ouml;rg&uuml;n, &ldquo;Pratiğin Teorisi: İslam İlimlerinin Ortaya &Ccedil;ıkışı&rdquo; başlıklı tebliğinde, &uuml;zerinde uzlaşılmış kavramlar b&uuml;t&uuml;n&uuml; anlamında &ouml;rf kavramının İslami İlimleri karşıladığını belirtti. İlim dediğimiz zaman, insanlar tarafından oluşturulan bir şeyden (konvansiyon) bahsedilmesi gerektiğini ifade etti. G&ouml;rg&uuml;n, kalbiyle, g&ouml;z&uuml;yle, kulağıyla nakledileni işitmek kavramak anlamında sem&rsquo; kavramı &uuml;zerinde durdu. Tahsin Hoca, sem&rsquo;in en &ouml;nemli &ouml;zelliğinin, bilgi ile varlığı birleştirmesi olduğunu ve bu durumun tevat&uuml;rde en iyi şekilde ger&ccedil;ekleştiğini; tevat&uuml;r&uuml; yok etmenin de hi&ccedil;bir zaman m&uuml;mk&uuml;n olmadığını dile getirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Do&ccedil;. Dr. Recep Şent&uuml;rk &ldquo;A&ccedil;ık Bilim: &Ccedil;ok Katmanlı Bilgi Sistemi&rdquo; başlıklı sunumunda ise, a&ccedil;ık bilim ve kapalı bilim ayrımı yaparak, kapalı bilimin &ouml;zc&uuml; (essentialist) bir yaklaşım sergilediğini, a&ccedil;ık bilimin ise hakikate ilişkisel bir yaklaşımla ulaşmaya &ccedil;alıştığını belirtti. Varlık alanında kapalı d&uuml;ş&uuml;ncenin, sadece maddi varlık d&uuml;zlemini kabul edip her şeyi madde seviyesine indirgemeye &ccedil;alışan materyalistler ve b&uuml;t&uuml;n varlığı idealler mertebesine indirgeyen idealistler arasında gidip geldiğini ifade eden Şent&uuml;rk; a&ccedil;ık d&uuml;ş&uuml;ncenin, varlığı &uuml;&ccedil; ana mertebe olarak ele aldığını (maddi varlık, manevi varlık, ilahi varlık) ve birbirine tercih yerine cem etme yoluna gittiğini; a&ccedil;ık bilim d&uuml;ş&uuml;ncesinin, akıl, duyular, haber (aktarılan bilgi) ve keşfi bilgi yolları arasında birlikte saydığını, kapalı d&uuml;ş&uuml;ncenin ise sadece bunlardan birini kabul edip diğerlerini dışladığını ifade etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Do&ccedil;. Dr. Bedri Gencer, &ldquo;B&uuml;t&uuml;nsel Bilginin Peşinde: Hikmet&rdquo; konulu sunumunda, modern d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;n yaşadığı krizin epistemolojik bir kriz olarak g&ouml;r&uuml;nse de, aslında bilgi/ahlaka dayalı ilim/amel ayrışmasından kaynaklanan etik bir kriz olduğunu belirtti. Gencer sunumunda hikmet kavramının altını &ccedil;izerek, Arap&ccedil;ada hikmetin, varlık-değer-bilgi ilişkisinde ilim/amel b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, b&uuml;t&uuml;nsel insan deneyimini &ouml;ng&ouml;ren geleneksel d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; temsil ettiğini dile getirdi. Bedri Hoca, teorik ve pratik olarak iki kısımdan oluşan hikmetin, teorik (ontolojik-epistemolojik) bakımdan insanın g&uuml;c&uuml; oranında şeylerin hakkına varması, pratik anlamda da şeylerin hakkını vermesi, kısaca aynı k&ouml;kten gelen h&uuml;k&uuml;m anlamına da gelen din&rsquo;in disiplini olarak tanımlanabileceğininden bahsetti. Bedri Hocaya g&ouml;re hikmet, bir taraftan tek başına kullanıldığında d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;n temel unsurlarını, diğer taraftan genel olarak &ldquo;ilm-i hikmet&rdquo; veya &ldquo;hikmet-i nazariye, tabiiye&rdquo; gibi tamlamalarla kullanıldığında modern d&uuml;nyadaki doğal, sosyal ve İslam&icirc; b&uuml;t&uuml;n ilim dallarını kapsayabilmektedir. Gencer, bu bakımdan hikmetin Batı dillerinde en azından on d&ouml;rt karşılığı olduğunu, d&uuml;nyada tek kelimeyle bir başka dile aktarılamadığından dolayı hikmetin d&uuml;nya dillerinde hikmah olarak kullanılmasını &ouml;nerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">İbrahim &Uuml;&ccedil;er, &ldquo;Varlığın Sesine Kulak Vermek: Bilimler ve Ontoloji&rdquo; başlıklı sunumunda, bilginin bilenle bilinen arasında bir nispet olduğu, bu nispetin formel bir tekab&uuml;liyetin &ouml;tesinde var oluşsal bir ilişki zemininde tahakkuk etmediği m&uuml;ddet&ccedil;e bilenin bilinene, bilinenin bilene yabancılaşacağını; bu itibarla bilenin, bilinenlerle ilişkisinin evvelemirde, bilinenlerle ilişki olarak değil var olanlarla ilişki olarak anlaşılması gerektiğini belirtti. &Uuml;&ccedil;er sunumunda, var olanlara ilişkin soruyu anlamlı kılan zeminin doğrudan varlığa dair bir merak, kaygı ve endişeden neşet ettiğini; bu bağlamda varlık sorusunun bilinenle bilen arasındaki nispetin temel tahakkuk zemini olduğunu, ancak bu soruyu sormak suretiyle insan haline gelme imk&acirc;nı kazanan &ldquo;bilen&rdquo;in ise s&ouml;z konusu nispetin ontik-ontolojik &ouml;n şartı olduğunu dile getirdi. &Uuml;&ccedil;er, varlığı &ldquo;varlık olmak bakımından&rdquo; s&ouml;z konusu eden bilim metafizik-ontoloji olduğundan dolayı, varlık mertebeleri zemininde izafi bir vahdete erişen bilimlerin varlık olma vasatında hakiki bir vahdet kazandıklarını; b&ouml;ylece bilimlerde vahdet cihetinin metafizik sayesinde sağlandığını ve bu &ouml;zelliği dolayısıyla metafiziğin tikel bilimlere ilkelerini verdiğini vurguladı.</p>
<p style="text-align: justify;">L&uuml;tfi Sunar, &ldquo;İlerlemecilik ve Modern Bilim Sisteminde Disiplinler&rdquo; adlı sunumunda zihniyet d&uuml;zeyinde modernitenin en temel bileşenlerinden biri olan ilerlemeciliğin hayatın farklı &ouml;rg&uuml;tlenmesine zemin hazırlayan bir dizi paralel değişimle birlikte toplumsal d&uuml;zeyde modern sistemin kendisini ifade etmesinde, sek&uuml;lerleşmesinde en temel parametrelerden biri olduğunu ifade etti. Sunar, ilerleme ideolojisinin, Aydınlanma d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerinin akılcı ve eleştirel insanın imkanlarına duydukları derin bir g&uuml;venden kaynaklandığını s&ouml;yledi. Bu noktada ilerleme ve ilerlemecilik arasında bir ayrım olduğunu s&ouml;yleyen Sunar ilerlemenin insanlık i&ccedil;in, bir medeniyet i&ccedil;in bir vakıa olduğunu ancak ilerlemeciliğin modern hayat sisteminin bir ideolojisi hatta bazılarının deyimiyle dini haline geldiğini belirtti. Sunar&rsquo;a g&ouml;re, bu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ş&uuml;n arka planında Avrupa&rsquo;da yaşanan değişimler, &ouml;zellikle sosyal ve siyasal alanda yaşanan değişmeler ilerlemeyi tarihi ve toplumu yeniden kurgulamak i&ccedil;in bir kalkış noktasına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmesi yer almaktadır. Sunar 19. y&uuml;zyılın pozitivist d&uuml;ş&uuml;ncesinin sloganında ilerlemeyi tamamlayan unsur olarak d&uuml;zen&rsquo;in dile getirilmesinin meselenin siyasal boyutunu g&ouml;sterdiğini belirterek, &ouml;nce Avrupalı kitlelere, daha sonra da d&uuml;nyanın t&uuml;m halklarına &ldquo;ilerlemek istiyorsanız kurduğumuz d&uuml;zene uyacaksınız&rdquo; mesajının verildiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Aslan, &ldquo;Uluslararası İlişkilerde Tarihi, K&uuml;lt&uuml;rel ve Sosyolojik D&ouml;n&uuml;ş&uuml;&rdquo; başlıklı sunumunda disiplinlerarasılığı merkeze oturtarak, iki t&uuml;r disiplinlerarasılık imkanının olduğunu ifade etti: Metateorik anlamda bir disiplinlerarasılık, ikincisi ise substantif/t&ouml;zel bir disiplinlerarasılık. Metateorik disiplinlerarasılık kısaca bir disiplinin diğer baska bir disiplinin araştırma tekniklerini, kavramlarını ve metodunu &ouml;d&uuml;n&ccedil; alarak kullanması anlamına gelmektedir. T&ouml;zel anlamda disiplinlerarasılık ise bazı fenomenlerin a&ccedil;ıklanmasında birden &ccedil;ok disiplinin birarada d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gerektiği fikrine dayanır. Mesela oy verme davranışlarının incelenmesi hem psikoloji hem de siyasetin devreye sokulmasını gerektirmektedir. Aslan, bu &ccedil;er&ccedil;evede uluslararasılık ilişkilerin metateorik kategori i&ccedil;inde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Aslan&rsquo;a g&ouml;re g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde uluslararası ilişkilerde bu &uuml;&ccedil; alternatif ontoloji m&uuml;stakil teorilerin temel dayanak noktasını oluşturmakta ve birbiriyle rekabet halinde disiplinin temel ayrışma noktalarını ortaya koymaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Buluşmanın kapanış konuşması Yrd. Do&ccedil;. Dr. Tuncay Zorlu Bey tarafından yapıldı. Zorlu, konuşmasında toplantı tertip heyetine, hocalara ve katılımcılara teşekk&uuml;r ederek, sonraki buluşmalarda g&ouml;r&uuml;şmek dileğiyle toplantıyı sonlandırdı.</p>
                            </td></tr></table>
                        ]]>
                        </description>
                    <pubDate>30.06.2007 00:00:00</pubDate>
                    <link>http://www.ilmietudler.org/etkin-detay.aspx?eid=97</link>
                    
                </item>
            
    </channel>
</rss>
